Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/3180 E. 2022/2303 K. 24.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3180
KARAR NO : 2022/2303
KARAR TARİHİ : 24.03.2022

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/4, TCK’nın 43/1, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince iki kez mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin karar, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 15.12.1973 tarih, 7621 sayılı ve 09.10.1976 tarih, 9461 sayılı kararıyla sit alanı ilan edilen takım adalardan olan Büyükada, Anadolu Caddesi, 35 ada, 8 sayılı parsel ile Altınordu Sokak, 248 ada, 7 sayılı parselde bulunan binaların tapuda sanık adına kayıtlı oldukları, davaya konu bu iki binada sanık tarafından tadilat yapılmak ve binaların otel olarak kullanılmak istendiği, bu nedenle sanık tarafından 35 ada, 8 sayılı parselde bulunan binada basit tadilatlar yapılabilmesi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Bürosundan 15.12.2011 tarihinde izin alındığı, 248 ada, 7 sayılı parselde bulunan binası için alınmış bir iznin bulunmamasına, 35 ada, 8 sayılı parselde bulunan binası için verilen iznin ise, basit tadilatlar için alınmış bir izin olmasına rağmen, sanığın her iki binasında nitelikli tadilatlara başladığı, 248 ada, 7 sayılı parselde bulunan binada Adalar Belediyesi görevlilerince yapılan 08.03.2012 tarihli denetimde, binanın ön cephesindeki balkonların kapatıldığının ve odaya dönüştürüldüğünün, binanın gabarisinin değiştirilerek yükseltildiğinin, iç kısımlarda birçok değişikliklerin yapılarak binanın kullanım şeklinin değiştirildiğinin tespit edildiği, yine aynı binada Adalar Belediyesi görevlilerince yapılan 12.03.2012 tarihli denetimde, binanın ikinci katına çıkan, betonarme bir merdiven daha yapıldığının ve izinsiz uygulamalara devam edildiğinin tespit edildiği, 35 ada, 8 sayılı parselde bulunan binada 13.04.2012 tarihinde Adalar Belediyesi görevlilerince yapılan denetimde ise, basit tadilat izni sınırları aşılarak, binaya çelik ve betonarme malzeme ile güçlendirme yapıldığının tespit edildiği ve yapı tatil zaptının düzenlendiği, yine yerinde görevlilerince yapılan 28.05.2012 tarihli denetimde de izinsiz uygulamalara devam edildiğinin tespit edildiği, dosya kapsamında ilgili sit kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edildiğine ilişkin 08.12.2000 tarihli Adalar Belediyesince düzenlenmiş tutanağın mevcut olduğu, ayrıca sanığın bölgenin sit alanı içerisinde yer aldığını bilmediğine dair beyanının olmadığı, bu nedenlerle sanığın izinsiz uygulamaları yaptırdığı binalarının sit alanı içerisinde bulunduğunu bildiğinin kabul edilmesi gerektiği, 22.02.2013 tarihli olay yeri keşfine iştirak eden sanat tarihçi, mimar ve inşaat mühendisinden alınan 29.03.2013 tarihli rapordan anlaşılacağı üzere, izinsiz yapılan uygulamaların, basit tadilat sınırlarını aşan, binaların iç ve dış şeklini tamamen değiştiren ve binaların otel olarak kullanılabilmesi için yapılan tadilatlar olduğu, bu nedenle de uygulamaların 2863 sayılı Kanunun 65/b. maddesinde belirtilen fiziki ve inşai müdahale kapsamında sayılması gerektiği, bozmadan sonraki aşamada dosya kapsamına sunulan cevabi yazılara göre 35 ada 8 parselle ilgili suça konu izinsiz müdahalelerin giderilmesine yönelik kurul tarafından onaylanmış herhangi bir projenin bulunmadığı, 248 ada 7 parselle ilgili olarak her ne kadar Adalar Belediyesinin 01/02/2016 tarihli cevabi yazısında 26/06/2015 tarihli güçlendirme projesinin onaylanmış olduğu belirtilmiş ise de anılan kurumun 25/11/2019 tarihli yazısında güçlendirme projesinden hiç söz edilmediği gibi mahkemece taşınmazın mevcut hali ile mimari projesine uygun olup olmadığının sorulması üzerine İstanbul V numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 22/05/2020 tarihli cevabi yazısında; yerinde yapılan incelemede aykırılıkların giderildiğine dair herhangi bir tespitin olmadığı, yan cephedeki çıkmanın halen yerinde durduğu, denize bakan cephesinde teras kısmına ve giriş kısmına çelik dikmelerin yerleştirildiğinin belirtildiği, ayrıca bozma sonrasında mahkemece kurulan ara kararlar ile sanık müdafiine binanın projeye uygun hale getirilmesi için süre verilmesine rağmen uygun hale getirildiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmediği, dolayısıyla 248 ada 7 parselle ilgili olarak da suça konu izinsiz müdahalelerin yasal hale getirilmediğinin belirlendiği, diğer yandan Adalar ilçesinin bağlı bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunması karşısında sanığın sübuta eren eylemlerinin 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu ve sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunu müteselsilen iki kez işlediği anlaşılmakla;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 24/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.