Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19484 E. 2013/4141 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19484
KARAR NO : 2013/4141
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında 29.09.2007 şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin mahkemesince 20.02.2007 olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … …… Ltd. To-Ya-Şa … Ürünleri… Ltd. Şirketleri namına hareket etmekte yetkili olan sanığın, ticari faaliyetleri kapsamında; katılan tarafından pazarlanan 2006 yılı mahsulü üzümü 09.08.2006 keşide tarihli (vadeli) çek ile satın aldıktan sonra, çekin vadesinde ve uzatılan vadesinde (29.09.2006) ödenmemesi üzerine alacağını tahsil çabası içinde olan katılana “çek yerine bono vereyim” deyip, T.T.K.nun 688.madde hükmüne göre; senet metninde bono veya emre muharrer senet kelimeleri yer almadığından “bono” mahiyetinde olmayan suça konu belgeyi 20.02.2007 tarihinde düzenleyerek vermesi, 15.05.2007 vadeli belgeye dayalı borcun ödenmemesi üzerine katılanın vekili vasıtasıyla 30.05.2007 tarihinde “kambiyo senedine mahsus takipte” bulunması ve fakat sanığın 07.06.2007 tarihinde, belgenin “bono” vasfında olmadığı şikayeti ile İcra Hukuk Mahkemesinden alınan karar doğrultusunda takibi iptal ettirmesi, bu suretle “bono vasfını taşımadığını bildiği-bilebilecek durumda olduğu suça konu belgeyi, çek karşılığında katılana vermesi” hilesini kullanarak haksız yarar sağlamaktan ibaret eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki husus dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin, suçun unsurlarının oluşmadığına, ihtilâfın hukuki olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1.paragrafında yer alan “120”; 2.paragrafındaki “60”; 3.paragrafında yazılan “50”; 6.paragrafında belirlenen “1.250.00” rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5”; “2”; “1”; “25” rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.