Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19314 E. 2013/4148 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19314
KARAR NO : 2013/4148
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 2001 yılında İstanbul Barosu tarafından yapılan disiplin soruşturması neticesinde kaydı silinerek avukatlık mesleğine son verilmesine rağmen bu durumunu gizleyerek halen avukatmış gibi müştekinin bazı dava ve işlerini takip etmek için 01.12.2005 tarihinde müşteki ile danışmanlık sözlemesi yaptığı, bu kapsamda müştekiden 1.000,00.-TL nakit para ve 3.500,00.-TL’lik çek aldığının iddia edildiği olayda; sanığın, İstanbul barosundan kaydının silinerek mesleğine son verilmesine rağmen, suç tarihinde avukat olduğunu söyleyerek şikayetçi ile danışmanlık sözleşmesi yaparak nakit para ve çek aldığı iddia edilmesine, sanığın aşamalarda şikayetçinin, mesleğe devam etmediğini bildiğini, arkadaşı olan avukat … … yardımcı olduğunu, şikayetçinin vekaletnameyi de adı geçen avukata verdiğini savunması karşısında, sözkonusu vekaletnamenin getirtilip incelenmesi, zararının giderilmesi nedeniyle hazırlık aşamasında şikayetinden vazgeçen şikayetçinin bu hususta ayrıntılı beyanının alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip şikayetçinin, suç tarihinde sanığın avukatlık yapmadığını bilip bilmediği tartışılarak, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 63.maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 7.3.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.