YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19811
KARAR NO : 2013/4186
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda;
Mağdurun ablası ile evli olup aynı evde mağdurla birlikte ikamet eden sanığın, mağdura ait nüfus cüzdanını ele geçirip kendi resmini yapıştırdıktan sonra bankaya giderek mağdurun hesabında bulunan 2.650 TL ‘yi çekmekten ibaret eyleminin bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine Ancak;
Aynı konutta birlikte yaşadıkları anlaşılan sanık ve mağdurun, dosyada bulunan nüfus kayıtlarına göre … – … olduklarının anlaşılması karşısında cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi durumlardan olan bu halde 5237 sayılı TCK’nın 167/2.maddesi uyarınca müsnet dolandırıcılık suçunun soruşturma ve kovuşturması şikayete tabi olup mağdurun şikayetten vazgeçmesi nedeniyle aynı yasanın 73/6 maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususunda sanığın beyanı saptanarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.