Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19483 E. 2013/4184 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19483
KARAR NO : 2013/4184
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bir inşaat şirketinin Beşkarış köyü şantiyesinde işçiye ihtiyacı olduğunu ve bu şirket adına hareket ettiği yalanını ilk olarak önceden tanıdığı müşteki … ve …’e söyleyerek ortam hazırlayan sanığın, bir kısım evrakın temini ve yapılacak masraflar için adam başı 50 TL verilmesi halinde adı geçen müştekileri ve işe girmek isteyen bu müştekilerin akraba, arkadaş ve yakın çevresindeki diğer şikayetçileri “işe yerleştirme vaadiyle kandırıp” onlardan miktarları belli parayı alarak haksız yararlar sağlaması eylemlerinin “şikayetçi sayısınca dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin mahkumiyete yeterli delil olmadığına, suç kastının bulunmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Şikayetcilerden … ve …’in aşamalardaki anlatımlarında genel olarak “…. önceden tanıdıkları sanığın temsilcisi olduğunu söylediği bir inşaat şirketinde işçiye ihtiyaç olduğu…” yalanına inanıp işe girmek umuduyla kendileri için masraf adı altında para-evrak vermeleri yanında, yakın akraba-arkadaşları olan ancak sanıkla muhatap olmayan bazı müştekiler için de aldıkları paraları evrakı sanığa verdiklerini söylemeleri, iddianamede isimlerine yer verilen bazı müştekilerin ise 06/12/2006 tarihli duruşmadaki beyanlarında bizzat sanıkla tanışıp, görüşüp … vaadine kanarak para verdiklerini belirtmeleri, müşteki … …’un ise aynı tarihli duruşmadaki “… bir kısım evrakı verdim ama benden istediği parayı veremedim…” şeklindeki beyanı nazara alınarak;
Sanığın iddianamede isimlerine yer verilen müştekilerle olan bağlantı kurma, diyalog, evrak-para alışverişi şekillerinin ve bunların ortam ve tarihlerinin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacına yönelik olarak ayrı ayrı araştırılması, her bir müşteki açısından toplanan ve ortaya konulacak olan delillere göre oluşacak kabullerin hükmün gerekçe kısmında denetime olanak verecek biçimde gösterilmesi, müştekiler …’ın sanıkla hiç muhatap olmayan bazı müştekiler adına da para vermiş olmalarının kabulü halinde sanığın bu tarzda gerçekleştirdiği eylemlerinin kendi içinde “zincirleme suç” olabileceği, aksi durumda müşteki sayısınca tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış suçların oluşacağı da gözetilerek karar verilmesi yerine, eksik soruşturma ile yazılı şekilde TCK’nun 43. maddesi hükmü uygulanarak hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/03/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.