Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/3350 E. 2012/8931 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3350
KARAR NO : 2012/8931
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile aralarında tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığını, davalının borcunu ödemediğini hakkında yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının tahisilene karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi teblig edilmiş davalı dava konusu krediyi …için çektiğini ödemenin bu kişi tarafından yapılacağını beyan etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, itirazın 994.95 TL asıl alacak üzerinden iptaline takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce,icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından 2012/3350-8931
belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK. nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ:Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 bentte açıklanan nedenlerle kararın ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün 2’inci paragrafında bulunan “Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteğinin reddine” ibaresinin tümüyle karardan çıkarılarak yerine “994.95 TL alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 02.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.