YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16002
KARAR NO : 2012/1192
KARAR TARİHİ : 26.01.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … A.Ş. Avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı bankadan 31.12.2007 tarihli konut kredisi sözleşmesi ile 55.000 TL kredi kullandığını,kendisine bilgilendirme formu ve geri ödeme planı verildiğini,tapuya ipotek için yazı yazıldığını,ancak kredi tutarının kendi tasarrufuna bırakılmadığını,blokeli geçici hesapta tutulduğunu,kendisinin bu arada 4 taksidi ödediğini,davalı bankanın ipotek konulamadığı,kredinin onaylanmadığı gerekçesi ile 30.5.2008 itibarıyla kredi hesabını tasfiye ettiğini,ancak ödediği 4 taksidi geri vermediği gibi kredi hesabının tasfiyesi sırasında masraf ve faiz adı altında kendisinden para istendiğini,ödemediği için toplam 4.042,68 TL için takip başlattığını bildirerek,ödediği 4 taksit bedeli 3.647,18 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren tahsilini,icra takibi nedeniyle de borçlu olmadığının tesbiti ile icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile,icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine,ödenen taksitlerin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline ,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalı bankadan 31.12.2007 tarihinde 55.000 TL lik konut kredisi kullanmak üzere sözleşme imzaladığı,öncesinde bilgi formu ve ekli ödeme planının verildiği,taşınmaza ipotek konulmadan davacının ilk dört taksidi ödediği,kredinin blokeli geçici hesapta tutulduğu,bilahare hesabın 30.5.2008 itibarıyla eksi bakiye ile tasfiye edilerek davacı hakkında takip başlatıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Davalı banka davacının ipotek teminatı koydurma yükümlülüğünü yerine getirmediği için ipotek konulamadığını,kredinin blokeli geçici hesapta bekletildiğini,ipoteğin konulamayacağı anlaşılınca kredinin onaylanmadığı ve geçici hesabın tasfiye edildiğini,kredi için yapılan masraflar ve geçici hesapta kaldığı sürece işleyen faiz alacağı için davacı hakkında takip başlatıldığını,davacının ipoteğin konulacağı,satıcı ile anlaşacakları ,hesabın kapatılmaması yönünde bankayı oyalayıcı hareketleri olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve “Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı, değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir … ” hükmü, yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31 maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde “satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır” hükmü getirilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4.maddesinde kredi ile ilgili masrafların müşteriye ait olduğu, 15.maddesinde taşınmaza borcun teminatı olarak borç tamamen tasfiye edilinceye kadar ipotek konulacağı,26.12.2007 tarihli sözleşme öncesi bilgi formunda krediye ilişkin masrafların kredi açılış ve istihbarat ücreti,ekspertiz ücreti ve diğer ücret ve masraflar olduğu,tapu masrafları,ipotek ücreti,noter masrafı,tapu harcı ve diğer masrafları ile sigorta ve ihbar masraflarını kapsadığı belirtilmiştir.
Ancak, bu ücret ve masrafların hangi nedenlerle ve ne miktarda alınacağına dair sözleşmede ve bilgi formunda açıklayıcı bir hüküm bulunmamaktadır.Kural olarak davalı banka, sadece kredinin verilmesi için zorunlu olan masrafları tüketiciden isteyebilir. Kredi verilmesi için gereken zorunlu masrafların neler olduğu konusunda ispat yükü ise davalı bankaya aittir. Aksi halde, içeriği somutlaştırılmayan diğer ücret ve masraflar başlığı altında maktuen belirlenen bir miktarın tüketiciden alınacağına dair hükmün yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğunun kabulü gerekir.Dosya içinde aldırılan bilirkişi raporunda toplam 2.740,80 TL masraf yapıldığı,bunun 1.018,95 TL sinin iade edildiği,iade edilmeyen 1.714,94 TL kaldığı bildirilmiştir.Bu durumda, davalı banka kredinin verilmesi için zaruri olan ve yapıldığı ispatlanan giderlerini de talep etmekte haklıdır.Mahkemece davalıdan bu yönde delilleri sorulduktan sonra, konusunda uzman bilirkişi ya da heyetinden kredinin kullanılması için zorunlu masrafların neler olduğunun ,kullanılan kredi miktarı gözetilerek davalı bankanın belirlediği miktarın makul olup olmadığının tespiti için bilirkişiden ek raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davacı konut kredisi ile satın alacağı taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettiremediği için davalı banka kredi tutarını blokeli geçici hesaba alarak bekletmiş,davacının ipotek tesis ettiremeyeceğine kanaat getirdikten sonra da 30.5.2008 itibarıyla hesabı tasfiye ederken davacı için hazır tuttuğu ve kullanımından istifade edemediği kredi tutarı için hesapta kaldığı süre için faiz talep etmiştir.Davacı tarafın kredinin ilk dört taksini ödeyerek,ipoteğinde ileride tesis edileceği şeklinde bankayı oyalayarak bu duruma sebep olduğunu savunmuştur.Sözleşme kapsamına göre krediye konu taşınmaz üzerinde banka yararına ipotek tesisini sağladığını buna rağmen kredi alamadığını davacı taraf ispat edememiştir.Bu arada kredinin ilk dört taksini ödeyerek davalı bankaya güvence verdiği hususları da dosya kapsamı ile sabittir.Bu durumda davalı bankanın davacıya tahsis ettiği ancak ipotek tesis edilemediği için blokeli hesapta tuttuğu
kredi tutarı için makul bir oranda faiz talep etme hakkı vardır. Mahkemece davalı bankanın talep edebileceği faiz miktarı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine,2. Ve 3. bentte açıklanan nedenle açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 18.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.