Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6492 E. 2013/11851 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6492
KARAR NO : 2013/11851
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, kamu görevlisine hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye sokmak
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla
aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan,sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Olay gecesi bir şahsın araçla zorla götürüldüğü ihbarı üzerine, katılan polis memurlarının park halindeki araç içerisinde bekleyen sanıkların yanına geldikleri, sanıkların polis memurlarına sinkaflı sözlerle küfredip hakaret ettikleri ve polis memurlarının üzerine yürüyüp tekme ve yumruk attıkları, yasal işlem yapılmak üzere emniyete götürülmelerine engel oldukları, yaşanan arbede sonucunda polis memuru Altan’ın silahının kılıfının zarar gördüğü, polis memuru …’nın ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralandığı, sanıkların zor kullanılarak ekip aracına alındıkları, sanık …’ın polis memurlarını tehdit ederek direnme eylemine devam ettiği, ayrıca söz konusu aracı sanık …’ın kullandığı ve 164 promil alkollü olduğu halde trafik güvenliğini tehlikeye sokacak derecede araç kullanarak olayın olduğu yere kadar geldiği ve bu şekilde sanıkların kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme , hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarını işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda;
1-Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 Sayılı CMK’un 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’un 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçelerinin itiraz dilekçesi
olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için dosyanın incelenmeksizin MAHALLİNE İADESİNE,
2-Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme,hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kamu görevlisine hakaret suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken, uygulama olanağı bulunmayan 5237 sayılı TCK’nın 125/1 maddesi uyarınca 4 ay hapis cezası verildikten sonra, eylemin kamu görevlisine karşı işlenmesi nedeniyle 1 yıl hapis cezasına hükmolunması, sonuca etkisi bulunmayacağından; cadde üzerinde meydana gelen hakaret suçunda aleniyet unsurunun gerçekleştiği gözetilmeden TCK’nın 125/4. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a)Kamu görevlisine hakaret suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nın 125/3.a, yine kamu görevlisine hakaret ve görevli memura direnme suçlarında temel ceza artırılıken uygulama maddesi olan aynı yasanın 43/2 maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
b)Tekerrüre esas alınan Şarkikaraağaç Sulh Ceza Mahkemesinin 10.09.2009 tarih, 2008/2 esas, 2008/192 karar sayılı 1.000 TL adli para cezasına ilişkin ilamın kesin nitelikte olması karşısında, 1412 sayılı CMUK 305/son hükmü uyarında tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; sanık … hakkındaki kamu görevlisine hakaret suçundan kurulan hüküm fıkrasının (2) numaralı bendine “5237 sayılı TCK’nın 125/3.a maddesi uyarınca” ibaresi; yine aynı sanık hakkındaki kamu görevlisine hakaret suçundan kurulan hüküm fıkrasının (3) numaralı bendine, görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hüküm fıkrasının ise (2) numaralı bendine “5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi;
yine sanık … hakkındaki mahkumiyet hükümlerinden tekerrür uygulanmasına ilişkin kısmın tamamen çıkartılması suretiyle diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Her iki sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan polis memuru …’ın ifadesiyle sanık savunmalarına göre suça konu silah kılıfının arbede esnasında yere düşerek zarar görmesi karşısında, sanıkların silah kılıfına zarar verme kastıyla hareket etmeyip direnme eylemleri esnasında kılıfın zarar görmesi nedeniyle sanıkların unsurları itibariyle oluşmayan kamu malına zarar verme suçundan beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık … hakkındaki tekerrüre esas alınan Şarkikaraağaç Sulh Ceza Mahkemesinin 10.09.2009 tarih, 2008/2 esas, 2008/192 karar sayılı 1.000 TL adli para cezasına ilişkin ilamın kesin nitelikte olması karşısında, 1412 sayılı CMUK 305/son hükmü uyarında tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 25/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.