Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7740 E. 2013/11898 K. 26.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7740
KARAR NO : 2013/11898
KARAR TARİHİ : 26.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Tehdit, Hakaret
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan ile arasında alacak verecek meselesi bulunan sanık … ile onun işçisi olan diğer sanık …’nın, suç tarihinde gece vakti katılana ait depoya giderek, deponun asma kilidini kırmak suretiyle içeri girdikleri, depo içerisinde bulunan ve katılan adına kayıtlı … plaka sayılı vincin ön tekerleklerinin havasını indirdikten sonra olay yerinden ayrıldıkları, katılanın bu olay nedeniyle Tekkeköy İlçe Jandarma Komutanlığı’na şikayette bulunmasının ardından 06/02/2010 ve 09/02/2010 tarihlerinde sanık …’ın, kullanmış olduğu … numaralı telefondan katılanın kullanmış olduğu … numaralı telefona “Hesap verecen şerefsiz, utanmaz adam bak polis gelecek eve bu gece araba için bak seni aldırmıyom mu yatağından seni”, “jandarmada biliyor yedin boku samsun biliyor adi şerefsiz”, “ben arabadan evrak çaldım bunu söylemeyenin de hesap veremeyenin de a…. sinkaf edeyim, ibne sana daha uyku yok karakola gidip de arabamdan defter çalındı diyon orospuluk yapma g…ne giren defteri çıkar hırsız kıçına sokucam koca g…lü ibne seni”, “babama dua et …, kıçına sokucam vincin bomunu ben çok şeyden vazgeçtim sen g..t veren ibnesin utanmadan yalan söylüyon ibne karaktersiz adam 3 seneden beri çaldığın yeter ibne g.t veren sinkaf edecem seni benim paramla para kazancan” şeklinde hakaret ve tehdit içeren mesajlar gönderdiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
1-Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında aynı maddenin birinci fıkra hükümlerinde yazılı güvenlik tedbirlerine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Katılanın 10/02/2010 tarihinde Tekkeköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda alınan ifadesinde, sanık …’ın cep telefonundan kendisine tehdit ve hakaret içeren mesajlar gönderdiğini beyanla şikayetçi olması, katılanın cep telefonunun mesajlar bölümüne girilerek yapılan incelemede tespit edilen 06/02/2010 ve 09/02/2010 tarihlerinde gönderildiği belirtilen hakaret ve tehdit içerikli mesajların ifade tutanağına geçirilmesi, katılanın mesajları gönderen telefon numarasının sanığa ait … olduğunu belirtmesi, ancak ifade tutanağı tanzim edilirken bu mesajların hangi telefon numarasından gönderildiğinin yapılan gözlem sonucu açıkça zapta yazılmamış olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, sanığa ait telefon numarasının tespit edilerek, mesajların gönderildiği tarihleri kapsar şekilde HTS kayıtlarının getirtilip, ifade tutanağına geçirilen tarih ve saat diliminde sanık tarafından katılana mesaj gönderilip gönderilmediği belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.