Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/5178 E. 2012/8909 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5178
KARAR NO : 2012/8909
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …’nün kullandığı krediye diğer davalının kefil olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalılara çıkarılan ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle davalılar hakkında icra takibi yaptıklarını, davalıların itirazı üzerine icra takibinin durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile % 40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmalara katılmadıkları ve cevap vermedikleri anlaşılmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile,30.000 TL asıl alacak olmak üzere 32.050 TL üzerinden itirazın iptaline ve davalı tarafın itirazında kısmen haklı olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İcra ve İflas Kanunu’ nun 67.maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması 2012/5178-8909
yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın hüküm fıkrasının 2. bendinde ( 2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine) sözlerinin karardan çıkartılarak yerine (2-Hükmedilen 30.000 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak % 40 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 02.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.