YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20397
KARAR NO : 2013/4390
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanlardan …’e ait olan ve Ayvalık İlçesi Sakarya Mahallesi 150 evler Mevkii’nde bulunan gayrimenkulle ilgili olarak …’in, İstanbul İli Kartal 3. Noterliği aracılığı ile 28.03.2006 tarihli ve 13660 Yevmiye sayılı vekaletnameyi düzenleterek sanığa gönderdiği; sanığın, söz konusu vekaletnamenin ikinci sayfasının beşinci satırında vekil eden …’in teslim ve tesellüm etmeye ilişkin yetkilendirdiği kısmın “satmaya teslim ve tesellüm etmeye” şeklinde düzenlemeyi yapan noterliğin ve vekil edenin bilgi ve rızası dışında değiştirdiği, söz konusu gayrimenkulü … ve …’e toplam 4000 YTL’si peşin kalanı işlemlerin tamamlanmasını müteakiben alacak şekilde anlaştığı,satışı işlemleri için Ayvalık Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvurduğu, işlemlerin yürütülmesi aşamasında ilgili tapu müdürlüğü çalışanları tarafından belgedeki ekleme ve düzeltmenin fark edildiği şeklinde gerçekleşen eyleminin katılanlar … ve …’e karşı dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1)Sanığın katılanlar … ve …’e karşı eylemi nedeniyle kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 158/1-d, 62, 52/2.maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 833 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 16.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. Maddesi uyarınca 1/6 indirim yapılarak 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2)Sanığın katılan …’ye karşı eylemi nedeniyle kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın katılan …’den aldığı vekaletnamede değişiklik yaparak diğer katılanlar … ve …’e katılana ait taşınmazı satmaya çalıştığı şeklinde gerçekleşen eyleminde dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığından beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 11/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.