Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/15994 E. 2012/1103 K. 25.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15994
KARAR NO : 2012/1103
KARAR TARİHİ : 25.01.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de çağrı kağıdı gideri ödenmediğinden bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, … İli Merkez İlçeye bağlı … Köyünün toplulaştırılması amacıyla köy sınırları içinde belirlenen arazinin parsellere ayrılmasına ve davalı … adına tesciline karar verilip, davalı tarafından satışa çıkartıldığını, kendisinin de aldığı arsa karşılığında yaklaşık 3.500,00 TL ödeme yaptığını, kadastro çalışmaları sonucu yapılan tespite, Hazine’nin orman olduğu iddiası ile itiraz ettiğini ve Kadastro Mahkemesince arazinin Hazine adına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini belirterek, taşınmaz için ödediği paranın güncel bedeli ile arsa üzerinde bulunan bina, tarafından yetiştirilen ağaç ve diğer bitki örtüsünün bedeli ve Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinden oluşan toplam 25.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulü ile, 233.493,45 TL nin dava tarihi olan 16.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,fazlaya ilişkin taleplerin ispatlanamadığından reddine,karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı dava dilekçesinde fazla haklarını saklı tutarak 25.000,00 TL’nin tahsilini istemiş, yargılama aşamasında 16.06.2011 tarihinde harçlandırdığı ıslah dilekçesi ile talebini 234.717,75 TL’ye çıkartmıştır. Davacı ıslah ettiği miktar için ıslah tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü kanıtlayamadığına göre, kısmi ıslah halinde ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulabilir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek kabul edilen alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın , 1. bendinde yer alan ” 233.493,45 TL nin dava tarihi olan 16.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine” kısmının hükümden çıkarılmasına; yerine “233.493,45 TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bunun 25.000,00 TL’ sine dava tarihinden, kalanına 16.06.2011 ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA,06.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.