Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19895 E. 2013/4246 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19895
KARAR NO : 2013/4246
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; oğlu polis memuru olan müşteki …’un cami yanında oturduğu esnada, yanına gelen kimliği belirsiz şüphelinin ona “sana bayan bulayım, bayan numarası vereyim” şeklinde ısrarcı teklifte bulunması, müştekinin bayanın numarasını istediği sırada yanına sanık ile kimliği belirsiz bir şüphelinin daha gelmesi, bu gelen kimliği belirsiz şüphelinin kendisini müştekiye komiser olarak tanıtıp şikayetçiden kendisini takip etmesini istemesi, sanık …’in de kimlik gösteren kişinin yanında beklemesi, müştekinin bu şahıslara oğlunun da polis memuru olduğunu, birazdan yanına geleceğini söylemesi üzerine sanık ile evrakı soruşturma aşamasında tefrik edilen kimliği belirsiz diğer şüphelilerin de kaçması, sanık …’in takip sonucu müştekinin oğlu tanık … … tarafından yakalanması, sanığın benzer yöntemler kullanmak suretiyle dolandırıcılığa kalkıştığından bahisle hakkında başka tahkikatların da bulunması, amaçlarının müştekiye kadın ayarlamak bahanesi ile yaklaşarak neticede polis olduğunu bildiren ve sanık ile birlikte hareket eden kimliği belirsiz şahısların fuhuş yapıldığından bahisle müştekiden para sızdırma gayesi olduğu, ancak amaçlarına ulaşamadan müştekinin gerçekten polis memuru olan oğlunun olay yerine gelmesi üzerine eylemi tamamlayamamaları şeklinde gerçekleşen olayda dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak:
5237 sayılı TCK’nın 35. maddesinin uygulaması sırasında hesap hatası sonucu sanığın “5 ay hapis ve 5 tam gün karşılığı 100 TL adli para cezası” yerine “7 ay 15 gün hapis ve 7 tam gün karşılığı 140 TL adli para cezası” ile cezalandırılması ve bu miktar üzerinden para cezasına çevrilmek suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, fakat, bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün 35.maddenin uygulanmasına ilişkin kısmından “7 ay 15 gün hapis ve 7 tam gün karşılığı 140 TL adli para cezası” bölümünün çıkarılarak yerine “5 ay hapis ve 5 tam gün karşılığı 100 TL adli para cezası” ibaresinin; TCK nun 50/1-a maddesiyle uygulama yapılan kısmından “4.500 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına” ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “3.000 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.