Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/12704 E. 2013/20861 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12704
KARAR NO : 2013/20861
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak
için direnme, kamu görevlisine görevinden dolayı
hakaret, resmi belgeyi bozma, yok etme veya
gizleme
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Kamu malına zarar verme ve resmi belgeyi yok etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik katılanlar … ve …’in; kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik şikayetçi Muğla Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen kamu malına zarar verme ve resmi belgeyi yok etme suçlarından doğrudan doğruya zarar görmeyen katılanlar … ve …’in bu suçlar yönünden kamu davasına katılma hakları bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği; kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından ise doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi Muğla Belediye Başkanlığı’nın kamu davasına katılma ve hükmü temyiz yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılanların ve şikayetçi vekilinin anılan suçlara yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesİ uyarınca REDDİNE,
B-Kamu malına zarar verme ve resmi belgeyi yok etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik şikayetçi Muğla Belediye Başkanlığı vekilinin; kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik ise katılanlar … ve …’in temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Kamu malına zarar verme ve resmi belgeyi yok etme suçlarından katılan sıfatını alabilecek şekilde zarar görmüş bulunan şikayetçi Muğla Belediye Başkanlığı’nın 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek
gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek;mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanığın, Muğla İli Karabağlar Mevkiinde bulunan Süpüroğlu Restoran isimli … yerinin işletmecisi olduğu, katılanların ise Muğla Belediyesinde görevli zabıta memurları oldukları, olay tarihinde katılanların gürültü ile ilgili olarak rutin kontrol yapmak amacıyla sanığın … yerine geldikleri, burada belediye izni olmadan canlı müzik yapıldığını tespit etmeleri üzerine buna ilişkin tutanak

tuttukları sırada sanığın, katılanlara “yine mi geldiniz, her gün gelinir mi buraya” şeklinde bağırdığı, katılanların tuttukları tutanağı sanığa imzalatmak istemeleri üzerine “bunu neden böyle yazdınız, yeniden yazın” diyerek resmi belge niteliğindeki tutanağı yırtarak yok ettiği, daha sonra katılanlara “siktirin gidin lan, bir daha buraya gelmeyin, burası turistik yer, sizi de sinkaf ederim, yapacağınız işi de sinkaf ederim, amirinizi de sinkaf ederim, başkanınızı da sinkaf ederim” şeklinde alenen hakaret ettiği ve katılanları kasten basit şekilde yaraladığı, ayrıca belediyeye ait kamu malı niteliğindek i… plakalı aracın dikiz aynasına yumrukla vurarak kırdığı iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
1-Kamu malına zarar verme ve resmi belgeyi yok etme suçlarından katılan sıfatını alabilecek şekilde zarar görmüş bulunan şikayetçi Muğla Belediye Başkanlığı’nın, kovuşturma evresinde duruşmadan haberdar edilmemek suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 234. maddesindeki haklarının kullandırılmaması,
2-Katılanların aşamalarda değişiklik göstermeyen anlatımları, tanıkların beyanları, Muğla Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 02/08/2010 tarihli genel adli muayene raporlarına göre; katılan …’in sol ön kolunda, her iki yanağında, sağ sırt bölgesinde yumuşak doku travması bulunduğunun, …’nın ise sağ ön kol iç kısmında sıyrık, sağ el 1. ve 2. parmaklarında, sağ üst sırt bölgesinde, sol alt sırt bölgesinde yumuşak doku travması, sol orta sırt bölgesinde sıyrık (kalem deliği şeklinde) bulunduğunun ve katılanların basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralandıklarının tespit edilmesi, söz konusu adli raporların katılan anlatımları ile uyumlu olması karşısında; sanığın, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanların ve şikayetçi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/12/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.