YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2275
KARAR NO : 2013/21029
KARAR TARİHİ : 25.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık ile katılanın aynı işyerinde çalışmaları nedeni ile birbirlerini tanıdıkları, sanığın daha önce çekeceği krediye kefil olması için katılanı ikna edip aldığı kimliğini, bir süre sonra geri getirerek kredi çekmekten vazgeçtiğini söyleyip iade ettiği, aradan geçen sürede katılana Garanti Bankası Muğla Şubesi’nden kredi borcunu ödemediği gerekçesi ile ihtarname gelmesi üzerine sanığın kimlik fotokopisini kullanıp imzasını taklit ederek bankadan 7.500,00 TL bedelinde ihtiyaç kredisi aldığını anlayıp şikayetçi olduğu somut olayda; kredi sözleşmesinin altındaki imzanın kime ait olduğuna dair yapılan incelemede Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvarının raporu ile adli tıp uzmanı bilirkişinin birbiriyle çelişen raporları gözetilerek bir kez de Adli Tıp Kurumu Fizik Grafoloji İhtisas Dairesi’nden bilirkişi raporu alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın eyleminin TCK’nın 158/1-j maddesinde düzenlenen tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılması amacıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, hileli hareketin bankaya karşı gerçekleştirildiği gözetilip, suçtan zarar gören bankanın yetkilisi duruşmaya davet edilmeksizin suçun hukuki vasfında hataya düşülerek TCK’nın 158/1-f maddesi gereğince yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.