Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7686 E. 2013/12032 K. 27.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7686
KARAR NO : 2013/12032
KARAR TARİHİ : 27.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Hırsızlık, Mala Zarar Verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocukların, üzerlerine atılı olan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nevi itibariyle, 5237 sayılı TCK.nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddelerine göre hesaplanan 6 yıllık zamanaşımının suç ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2-Suça sürüklenen çocuklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suça sürüklenen çocukların, 100. yıl İlköğretim Okulunun penceresinin demir korkuluklarını ve camlarını kırmaktan ibaret eylemlerinin kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 31 ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 11/1.maddeleri gereğince, 5395 sayılı Yasanın 5.maddesinde öngörülen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden; somut olayda ceza sorumluluğu olan ve hakkında mahkûmiyet kararı kurulan suça sürüklenen çocuklar hakkında anılan Yasanın 5/1-a-b-c maddesinde yazılı tedbire hükmedilmesi,
2-Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuklara yüklenen suçların, kanunda öngörülen cezanın alt sınırı itibariyle 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24/1.maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında olduğu düşünülmeyerek 5271 Sayılı CMK’nın 254, 253.maddeleri uyarınca uzlaşma teklifinin reşit olmayan sanıkların kanuni temsilcisine yapılması gerektiği gözetilmeden,suça sürüklenen çocukların müdafi huzurunda verdikleri ifadede uzlaşma teklifini kabul etmedikleri gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulması,
3-Suça sürüklenen çocuk …’e suç tarihinde 18 yaşını doldurmaması nedeniyle 5271 saylı CMK’nın 150/2-3.maddesi uyarınca görevlendirilen zorunlu müdafii hazır bulundurulmadan hüküm kurulması suretiyle aynı yasanın 188/1.maddesine aykırı davranılması,
4-Suça sürüklenen çocuklar hakkında, Tarsus Devlet Hastanesi Psikiyatri uzmanınca düzenlenen 03.07.2006 tarihli raporun suç tarihinde işledikleri kamu malına zarar verme suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadıkları veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişip gelişmediği hususu belirtilmediğinden, 23.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/4.maddesinde aranan hususlara uygun olarak düzenlenmemiş rapora dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.