Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/20186 E. 2013/20863 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20186
KARAR NO : 2013/20863
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Haksız yere sahiple hayvanı öldürme, işe
yaramayacak hale getirme, değerini düşürme
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Ceza Genel Kurulunun 17/11/2009 tarih ve 2009/8-122-266 sayılı kararında belirtildiği gibi; ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur.

Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; katılana ait çoban köpeğinin, Kaklık Belediyesi’nde işçi olarak çalışan sanık tarafından uyuşturucu iğne ile vurulmak suretiyle öldürüldüğünün iddia olunması karşısında, sanığın savunmalarında, Kaklık Belediyesi’nde işçi olarak çalıştığını, belediyeye başıboş köpeklerin tehlike oluşturduğuna, insanlara saldırdığına ilişkin şikayetler gelmesi üzerine, başkanın talimatı ile 1 hafta boyunca başıboş köpeklerin toplanması hususunda anons yaptıklarını, bu anonstan sonra amirlerin talimatıyla, belediye veteriner hekiminin hazırladığı uyuşturucu iğneler ile başıboş köpekleri tüfekle atış yaparak uyuşturup kasaba dışına götürdüklerini, Ali Korkmaz isimli bir şahsın eşinin, kızının üstünün köpekler tarafından yırtıldığını söylemesi üzerine yine talimatla devriyeye çıktıklarını, katılana ait olduğunu bilmediği ve başıboş olarak dolaşırken gördüğü köpeği veteriner hekimin hazırladığı uyuşturucu iğne ile vurduğunu, köpeğin vurulduktan sonra kaçtığını, uyuşup bir yere düşeceğini düşünerek aramaya çıktıklarını, bu sırada katılanın eşinin köpeklerinin öldüğünü söylediğini, ancak köpeğin baygın olduğunu, ertesi gün köpeğin öldüğünü duyduğunu, neden öldüğünü bilmediğini beyan ettiği, belediye tarafından, sahipli köpeklerin bağlanmaları, aksi takdirde sahipsiz ve başıboş gezen köpeklerin ilaçlarla uyutularak toplanacağı hususunda yapılan ilana ilişkin tutanağın dosya arasında yer aldığı, soruşturma aşamasında köpeğin ölüm sebebine ilişkin bir araştırma yapılmadığı, sanığın kasten hareket etmek suretiyle üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı, açık ve somut delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 24/12/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.