Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2085 E. 2013/20923 K. 25.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2085
KARAR NO : 2013/20923
KARAR TARİHİ : 25.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; gerçekte avukat olmadığı halde çevreye kendisini avukat gibi tanıtan sanığın, Kadıköy’de avukatlık bürosu açıp ele geçmeyen avukatlık ruhsatnamesini büroya asmak sureti ile avukat gibi çalışmaya başladığı, bu sırada tanık …’nin sanığın yanında sekreter olarak işe başladığı, bu sebeple tanığın babası olan katılan …in bu suretle sanığı tanıdığı ve 7600 TL’lik alacağına ilişkin bono senedini tahsil etmesi amacı ile sanığa verdiği ve sanığı avukat zannı ile vekil tayin ettiği, senedi alan sanığın tahsil işlemlerine başladığı, bunun için öncelikle senet borçlusu ile irtibata geçtiği, bu sırada Kadıköy’deki bürosunu Ümraniye’ye taşıdığı, katılanın aramalarına rağmen sanıkla irtibata geçemediği, sanığın aynı şekilde başka takipler de yaptığı, bu sırada polis ekiplerinin yaptığı çalışma üzerine yakalandığı, sanığın bu şekilde 5237 sayılı TCK’nın 157/1’deki dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Katılandan sorulmak suretiyle senedin borçlusu olan kişinin tespit edilerek bu kişinin beyanına başvurulup sanıkla görüşmesinin açıklattırılması bu senetle ilgili sanığa bir ödeme yapılıp yapılmadığı, senedin akibetinin ne olduğu, sanık dışında bir başka kişiye ciro edilip işleme tabi tutulup tutulmadığı ve haksız menfaat elde edilip belirlenmediği belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.