Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13361 E. 2013/14113 K. 25.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13361
KARAR NO : 2013/14113
KARAR TARİHİ : 25.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, asıl hükme yönelik 16.02.2012 tarihli eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, eski hale getirme talebinin reddine ilişkin 02.03.2012 gün ve 2010/503 (E), 2011/209 (K) sayılı ek kararın hukuki değerden yoksun bulunduğu anlaşıldığından bu karar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede,
Sanığın yokluğunda verilen 03.03.2011 tarihli mahkumiyet hükmünün, istinabe yoluyla alınan 22.09.2010 tarihli savunmasında beyan ettiği mernis adresinde aynı konutta birlikte oturduğu annesine 21.03.2011 tarihinde usulünce tebliğ edildiği anlaşıldığından; sanığın, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 16/02/2012 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, temyiz incelemesi dışında kalan diğer sanıkla birlikte, yurt dışına işçi gönderme yetkileri ve imkanları olmadığı halde, bu vaatle katılandan pasaport, 2 adet resim ve 130 dolar para aldıkları ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda;
İddianamede talep edildiği halde, sanık …’a 5271 sayılı CMK’nın 226/2. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı TCK’nın 39/1. maddesi uyarınca indirim uygulanmamış ise de; sanık müdafiinin hazır olduğu duruşmada Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasında anılan indirim maddesinin uygulanmaması talep edildiği ve bir sonraki celsede sanık müdafiinin mütalaaya karşı beyanda bulunduğu anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanık …’ın aşamalarda değişmeyen savunmalarında atılı suçu kabul etmediğini, kendisinin de yurt dışına işçi olarak gitmek için diğer sanığa pasaportunu ve para verdiğini, diğer kişilerden topladığı paraları da sanık …’a posta havalesiyle gönderdiğini, topladığı pasaportları da liste yaparak gönderdiğini beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle sanığın ibraz ettiği teslim zaptında isimleri geçen yurt dışına işçi olarak gönderilmek için pasaportları alınan kişilerin tespitiyle tanık olarak dinlenmeleri, ayrıca sanık … topladığı paraları diğer sanık …’a göndermiş ve buna ilişkin dekontları ibraz etmiş ise de, 09.09.2009 tarihli posta havalesi dekontuna göre sanık …’ın da sanık …’a 500 TL para gönderdiği anlaşıldığından, sanık …’a bu paranın ne için gönderildiği sorulup açıklandırıldıktan sonra, sanık …’ın kendisininin de dolandırıldığı iddiasıyla müracaatı olup olmadığı, var ise akıbeti araştırılıp dava açılması durumunda getirtilip incelenmesi ve toplanan tüm delillere göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.