Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1665 E. 2013/20816 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1665
KARAR NO : 2013/20816
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; müşteki …’ın eşi adına kayıtlı aracı, internet aracılığı ile satışa çıkardığı, sanık …’ın müşteki ile irtibat kurarak fiyatta anlaştıkları, sanık …’ın satış için adına vekaletname göndermesini ve aracı …’ya getirmesini istediği, müştekinin vekaletnameyi tanzim ederek yanında çalışan tanıklar … ve … ile aracı …’ya gönderdiği, … ve ….’ın sanık … ile … Öğretmenevi’nde buluştukları, …’un bu kişileri bir eve götürdüğü, vekaletnameyi alarak “borcu yoktur” kağıdını çıkarıp, “arabayı göstereyim” diyerek yanlarından ayrıldığı, aracı diğer sanık …’a noterden sattığı, daha sonra tanıkları arayarak “yeğenimi gönderiyorum” dediği, sanıklar …n ve …’ın, aracı getiren … ve …’ın yanına geldiği, bu şahısların “para işi biraz uzadı, sizi misafir edelim” diyerek bir alış veriş merkezine götürüp yemek yedirdikleri, bilahare para bulma bahanesi ile yanlarından ayrıldıkları, bu şekilde fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların, hileli yöntemlerle aldıkları araca karşılık para vermedikleri gibi aracı da iade etmeyerek haksız menfaat temin ettikleri anlaşılmakla, sanıkların üzerine atılı suçun sübut bulduğuna dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.

1-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi İle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
765 sayılı TCK’nın 95/2. maddesinde düzenlenen erteli para cezalarının infazı konusunda 5237 sayılı TCK’da bir hüküm bulunmaması karşısında, sanık …’in önceden işlemiş bulunduğu suç sebebiyle hakkında hükmedilen erteli para cezasının, aleyhine olacak şekilde aynen infazına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan ertelenmiş cezanın aynen infazına ilişkin bölümün tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.