Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2081 E. 2013/20910 K. 25.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2081
KARAR NO : 2013/20910
KARAR TARİHİ : 25.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın dosya içindeki adlî sicil kaydına göre, tekerrüre esas daha ağır cezayı gerektirir mahkûmiyeti varken, daha az cezaya ilişkin hükmün tekerrüre esas alınması, aleyhte temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten … tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Somut olayda; şikayetci …’ın ve tanık …’ın, halı ve mobilya işi yapan… Alışveriş Merkezi isimli işyerinde çalıştıkları, sanığın, adı geçen işyerine elinde parfüm şişeleri bulunan poşetle geldiği ve tanık … ile önceden tanıyormuş edasıyla konuşarak işyerinde çalışan bayanlara parfüm hediye edeceğini söylediği, …’e…eyi göstererek kendisine ismiyle hitap etmek istediğini, isminin ne olduğunu sorduğu, Yükselin de sanığı elini omzuna koyarak …’nin yanına götürdüğü

ve yanlarından ayrılarak çalışmaya devam ettiği, sanığın …ye işyerini bildiğini, daha öncesinde çalışan bayanları tanıdığını anlatıp para bozdurmak istediğini söylediği,… nin sanığa bozdurmak istediği miktarı sorduğu, saığın da “çok !” diyerek cevap verdiği şikayetçi Fadilenin kasadan 3000 TL bozuk para çıkardığı ve sanığa verdiği, o esnada gelen telefonla konuşurken sanığın ortadan kaybolduğu şeklinde gelişen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 150 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, adli para cezasına ilişkin sırasıyla “150 gün”, ve “3000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.