Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/21188 E. 2013/21024 K. 25.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21188
KARAR NO : 2013/21024
KARAR TARİHİ : 25.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanın yöneticisi olduğu apartmanda ikamet ettiği ve yine katılanın başkanlığını yaptığı kooperatifinde üyesi olduğu, ancak kooperatif üyeliğinden istifa etmesine rağmen ikamet ettiği daireyi boşaltmadığı, bunun üzerine katılanın sanık aleyhine dava açıp, icra takibi yaptığı, bu nedenle sanık ile katılan arasında
husumet oluştuğu, bu çerçevede sanığın park halinde bulunan katılana ait aracın sağ ön camını, sağ ve sol ön farını, sol ön dikiz ve sağ ön dikiz aynasını kırarak, tamponunu da çizerek zarar verdiği, akabinde katılanın telefonla sanığı arayarak aracın camlarını neden kırdığını sorduğunda, sanığın katılana hitaben “sen ölmediğine dua et“ şeklinde söz söyleyerek tehdit ettiğinin iddia edildiği olayda,
1- Mala zarar verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Katılan vekilinin, suça konu araca zarar verilme olayı ile ilgili olarak sanık ve katılanın ikamet ettikleri apartmanın bulunduğu site içinde eczacı olarak çalışan İrem Bayraktar isimli kişinin bilgisinin bulunduğunu belirtilmesi karşısında, adı geçen kişinin duruşmaya çağrılarak tanık sıfatıyla beyanının alınmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın, katılanın aracına zarar verilmeden hemen önce katılanı cep telefonundan arayarak, evine neden icra gönderdiğini sorması ve akabinde katılanın aracına zarar verildiğini fark ederek sanığı cep telefonuyla aradığında yine karşılık olarak “ ölmediğine şükret” şeklinde sözler söylemesi, bu ifadesini de mahkeme huzurunda kabul etmesi karşısında, sanığın eyleminin sübuta erdiği gözetilmeden, yüklenen suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.12.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.