Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20253 E. 2013/4276 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20253
KARAR NO : 2013/4276
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat,mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar … ve … … hakkında verilen beraat hükümlerine yöenlik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdur………’ın Bursa da tanıştığı sanık …’ın kendisine iki adet altın göstererek Kağızman ilçesinde bir şahsın dedesinden kalma altın satacağını söyleyip alıcı olması hususunda ısrar etmesi üzerine bu şahısla birlikte Kağızman ilçesine geldikleri ve burada sanık … … aracılığıyla altınları satan sanık … ile tanıştığı ve kendisiyle 2000 altın için 140.000 TL üzerinden anlaştıkları ve şahsın kendisine numune olarak verdiği iki adet altını Erzurum ilinde kuyumcu olan tanık … …’a incelettirdiğinde altınların gerçek olup halk arasında … altını olarak tabir edilen ve alınıp satılan altınlar olduğunu söylemesi üzerine tekrar ilçeye gelerek, sanık … ile anlaşıp kendisine peşin olarak 5000 TL ödeme yaptığı, geriye kalan parayı da altınların tümünü incelettirdikten sonra ödeme konusunda anlaştıkları ve sanık …’ün bir çuval içinde altınları kendisine verdiği akabinde aldığı parayı eve bırakmak bahanesiyle yanından ayrıldığı, bir süre bekledikten sonra gelmemesi üzerine telefonla kendisini aradığında telefonunu kapatması sebebiyle ulaşamadığı, torba içindeki altınları yanında getirdiği kuyumcu …’ya gösterdiğinde hepsinin sahte olduğunu anlamaları şeklinde gelişen olayda; sanıkların aksi ispatlanamayan savunmalarında sanık … ile mağdur Kutbettin’in buluşmalarına sadece aracılık ettiklerini, altınların sahte olduğunu bilmediklerini açıkladıkları, sanık …’ün de verdiği 06.09.2005 Tarihli kolluk ifadesinde Rahmi ve …’un altınların sahte olduğunu bilmediklerini belirttiği olayda; sanıklar … ve … …’ın dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi gereğince, “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.