YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2019
KARAR NO : 2013/20908
KARAR TARİHİ : 25.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetci ile sanığın, tanık diş hekimi G. Müşfik Kemikçioğlu’nun muayenehanesinde bekleme salonunda karşılaştıkları, sanığın kendisini gerçekte olmadığı halde gümrük müşaviri olarak tanıtıp ucuza gümrükten cep telefonu temin edebileceği vaadinde bulunarak şikayetciden telefon bedeli olarak 650,00 TL para aldığı ve bu parayı Antalya da bir telefon ticareti yaptığı bilinen Farklı Faal adındaki … yerinin hesabına yatıracağını söyleyerek bankaya girip çıkıp parayı yatırmış gibi elinde bir dekont ile döndüğü, daha sonra şikayetciye bir başka bankada işi olduğunu söylediği, birlikte bu bankaya gittikleri, şikayetcinin kendisini burada beklediği esnada sanığın yanına gelerek işinin uzadığını saat 14.00 de diş hekimi Müşfik Kemikçioğlu’nun muayenehanesinde buluşmayı teklif ettiği, şikayetcinin teklifi kabul ettiği, ancak sanığın buluşma yerine gelmediği ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin tatbikine ilişkin paragrafların çıkarılarak, yerine “sanığın TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet, kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.