Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20153 E. 2013/4555 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20153
KARAR NO : 2013/4555
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 18.04.2008 tarihinde tebliğ olunan 12.03.2008 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 28.04.2008 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … … hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … ile katılan …’ın evli oldukları, 09/12/2005 tarihinde boşandıkları, evlilik süreci içerisinde katılanın Anadolu Hayat Sigortasına yaptırmış olduğu poliçe uyarınca hayat sigortasında birikmiş olan paralarını almak amacı ile müracaat ettiğinde, …’ın ve yeni eşi olan sanık … …’ın, katılanın kimlik bilgileri ile …’in fotoğrafı kullanılarak oluşturulan nüfus cüzdanıyla, sanık …’in kendisini katılan olarak tanıtarak birlikte … … … şubesine başvurarak katılanın sigortadaki 2,707,30. TL parasını çektikleri ve makbuzu sanık …’in imzaladığı, sanığın katılanın hayat sigortasında birikmiş olan parasını bankayı aracı kılarak çektiği, dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Suçun nüfus idaresinin maddi varlığı olan nüfus cüzdanının araç olarak kullanılması suretiyle işlendiği ve eylemin TCK’nın 158/1-d-f-son maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK.nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde, adli para cezasının tayininde takdir olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız yararın iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan haksız elde edilen yararın iki katının esas alınması sonucunda fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükümde yer alan gün adli para cezasına ilişkin kısımların tamamen çıkartılarak yerine “sanığın, 5.414,00 TL olan haksız menfaat miktarı karşılığı 271 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 62/1.maddesi gereğince cezasında 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 225 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek neticeten sanığın 4.500,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

Karşı Oy;

Bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi için, bankanın olağan faaliyetlerinden veya bu faaliyeti yürüten sujelerinden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri çerçevesinde üretmiş oldukları maddi varlıkların (çek, dekont, makbuz v.s.) suçta araç olarak kullanılması suretiyle haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.
Somut olayda;
Sanıkların, katılanın kimlik bilgileri ile oluşturdukları nüfus cüzdanına sanık …’in fotoğrafını yapıştırmak suretiyle katılanın … … … şubesindeki sigorta hesabından 2.707,00 TL parasını çekmekten ibaret eylemlerinde;
Müşteki …, hesabındaki paranın bankanın Güvencesinde olması nedeniyle kendi kusuruyla sebebiyet vermediği her durumda bankadan parasını alabileceğinden, suçtan zarar görmemiştir. Olayın gelişiminden hiç bir haberi olmayan müştekiye yönelik hileli hareket de bulunmamaktadır.
Sahte nüfus cüzdanının bankanın yetkilisine ibraz edilmiş olması nedeniyle hileli hareket doğrudan bankaya yöneliktir. Suçtan zarar gören de bankadır. Bankanın kendisine yönelik hileli hareketle doğrudan zarar gördüğü olayda kendi mağduriyetine aracı olması düşünülemez.
Bu nedenlerle; sanıkların, Nüfus İdaresi’nin maddi varlığı olan sahte nüfus cüzdanını kullanarak bankayı dolandırmaktan ibaret eylemlerinin TCK.nun 158/1-d bendinde yazılı suçu oluşturduğundan, eylemin aynı yasanın 158/1-f maddesine uyduğundan bahisle sanığa fazla ceza tayinine ilişkin yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına dair çoğunluk görüşüne karşıyım.

(Muh. Üye)