YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8377
KARAR NO : 2013/12085
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında “mala zarar verme” ve “görevliye direnme” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, Olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’ nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan,sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; müştekiler … ve …’un emniyet müdürlüğünde görevli polis memuru olarak görev yaptıkları, görev esnasında şüpheli bir aracın farları sönük bir şekilde dolaştığı yönünde ihbar gelmesi üzerine aracı aramaya başladıkları, aracın görülmesi üzerine durdurulmak istendiği, ancak ikaza rağmen durmayıp kaçmaya devam ettiği, bu sırada aracın durdurulmak için önünün kesildiği, sanıklardan …’ın sevk ve idaresindeki araçla durmamak için resmi polis aracına çarpmak sureti ile araca zarar verdiği, aracın durması üzerine polis memurlarının bu sanığı yakalamak istediği, yakalanmak istenmeyen sanığın polis memurlarına fiili olarak direnmeye başladığı, “siz kimsiniz, beni kimse yakalayamaz” dediği, bu sırada diğer sanık … komşularla birlikte olay yerine gelip olay yerinde kargaşa çıkardığı, polis memurlarının görev yapmasına engel olmak amacı ile polis otosunu taşlayıp polis otosunun camını taşla kırdığı, bu olaylar nedeni ile polis memuru …’un basit tıbbı müdahile ile giderilebilir nitelikte yaralandığı olayda “görevliye direnme” ve “mala zarar verme” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar hakkında “görevliye direnme” suçundan kurulan hükümde, tek fiille birden fazla kişiye karşı gerçekleşen eylemde, zincirleme suç koşulları bulunduğu halde TCK’nun 43. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Mahkemece sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58/6 maddesinin uygulanması sırasında, Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2000/1456 E 2006/107 K ve 28/01/2008 tarihinde kesinleşen ilamının; diğer sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nun 58/6 maddesinin uygulanması sırasında, Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 293/67 E-K ve 22/12/1999 tarihinde kesinleşen ilamının tekerrüre esas alındığı kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanık …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 27/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.