YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1761
KARAR NO : 2013/20997
KARAR TARİHİ : 25.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin,
taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Polis memuru olup memuriyetten çekilmesine karar verilen sanık …’ın kendisine tevdii edilmiş polis tanıtma kartını iade etmediği ve farklı zamanlarda katılanları arayarak polis memuru olduğunu, annesinin mevlüdünde kullanılmak üzere tabildot tabaklara ihtiyacı olduğunu söylediği, diğer sanık (müteveffa) Hasan’ın kullandığı araçla katılanların yanına giderek tabildotları araca yükledikleri, sanık …’ın güven sağlamak amacıyla polis tanıtma kartını gösterdiği, sanıkların katılan … ve Burhan’dan aldığı tabildotları iade etmedikleri, ancak şikayetçi Ömer’den tabildot altıktan sonra birlikte Emniyet Müdürlüğüne gittiklerinde sanıkların yakalandığı ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda;
1-Sanık …’ın Emniyet Genel Müdürlüğü’nün maddi varlıklarından sayılan polis tanıtma kartını kullanılması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Elektronik ortamda (UYAP) MERNİS’ten alınan 18/12/2013 tarihli nüfus kayıt örneğine göre sanık …’in hüküm tarihinden sonra 27/07/2013 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.