YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2255
KARAR NO : 2013/21031
KARAR TARİHİ : 25.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın daha önceden tanıdığı katılanı, Petkim’de çalıştığını ve kayınbiraderine … bulabileceğini söylediği diğer sanık … ile tanıştırdığı, katılanın, sanıkların … bulma karşılığında istedikleri parayı Elmadağ’da Vakıfbank bulunmaması nedeni ile tanık …’a vererek sanıkların hesaplarına havale yaptırdığı, bir süre sonra aldatıldığını anlayarak şikayetçi olduğu somut olayda; paraların sanıkların hesaplarına havale edildiğine dair banka dekontları ile katılanın beyanlarını destekleyen tanık ifadelerine göre dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların, katılandan banka havalesi yoluyla birden çok defada para aldıklarının kabulü karşısında; sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda şikayetçiye karşı aynı suçu birden fazla işlemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesi uyarınca cezalarında artırım yapılmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … Ekizışık müdafii ile sanık …’ın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezalarının alt sınırın üzerinde 120 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık … Ekizışık müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”. “100 gün” ve “2.000,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.