Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/17839 E. 2012/14693 K. 05.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17839
KARAR NO : 2012/14693
KARAR TARİHİ : 05.06.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ve İsmet Köymen geldi, davalı asil Ekrem Pekdemir ile davacı vekili avukat Didem Uçar’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı şirket davalı şirketin kendileri aleyhine İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/770 sayılı davasını açarak kendileri ile birlikte adi ortaklık oluşturarak, dava dışı şirketlerin oluşturdukları ortak girişimin … sahibi olduğu … Otoyolu Söke bağlantı yolu otoyol gövdesi inşaat işini birlikte aldıklarını iddia edip ortak girişimden alınan hakediş bedellerinin 1/2’ni talep ettiğini, mahkemece kendileri ile davalı şirketin adi ortaklık oluşturdukları bu nedenle hakedişlerin paylaşımının eşit şekilde yapılmasına karar verdiğini, ve bu kararın kesinleştiğini mahkemece paylaşımın eşit şekilde olmasına karar verildiğine göre masraflarında eşit oranda paylaşılması gerektiğini, kesinleşen kararda masraflara ilişkin bir inceleme yapılmadığını ve bu hususta karar verilmediğini masrafları kendisinin yaptığını ve bu miktarın 618.802.060,474 TL (eski TL) olduğunun vergi denetim raporu ile belirlendiğini, ayrıca vergi idaresine ödenen 57316 TL’nin yarısındanda davalının sorumlu olduğunu, davalı hissesine düşen toplam 338.059,03 TL’nın 2011/17839 2012/14693
(yeni TL) faiziyle birlikte tahsili için takip yaptığını, ancak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, İzmir 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/770 E. Sayılı davasındaki kararın kesin hüküm oluşturduğunu, vergi denetim raporunun sadece vergisel işleme ilişkin bulunduğunu, davacı ile adi ortaklık oluşturup birlikte … yaptıklarını ve işin neticesinde belirlenen alacağı tahsil ettiklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/770 sayılı dosyasının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan bilirkişi raporunun benimsendiği gerekçesiyle davalının itirazının 338.059,03 TL asıl alacak, 732.529,04 TL işlemiş faiz (BK 527. maddesi) olmak üzere toplam 1.070.588,07 TL üzerinden iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki benten kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, kendilerinin davalı ile birlikte adi ortaklık oluşturduklarını mahkemece karara bağlanarak, kendilerince alınan hak ediş bedellerinin yarısının davalı şirkete ödenmesine karar verildiğinden bahisle, yapılan masrafların yarısından da davalının sorumlu olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Hemen belirtmek gerekirki, davacı ile davalının birlikte adi ortaklık oluşturarak, İzmir … Otoyolu ihalesi işini alan dava dışı ortak girişimde alt taşeron olarak birlikte … yaptıkları hususu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olup, davalı şirket davacı tarafından alınan hakediş bedellerinin yarısını kesinleşen mahkeme kararı uyarınca davacıdan tahsil etmiş bulunmaktadır. Davacıda bunun üzerine hakedişlerin alınması (adi ortaklık konusu işin yapımı) için kendilerince yapılan masrafların yarısını davalıdan talep etmektedir. Davacı ile davalının adi ortaklık oluşturdukları sabit olduğuna göre taraflar arasındaki ihtilafında bu hususu düzenleyen yasa maddeleri uyarınca çözümlenmesi gerekir. (Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır.) Önemle ve ayrıca vurgulanmalıdırki, adi ortaklığın son bulması, feshi, ayrı bir olay tasfiyesi ise ayrı bir olaydır. Adi Ortaklık konusunu oluşturan … yapılıp sonuçlandırıldığına göre ortaklığın son bulduğuda sabittir. Ortaklığın feshi ile tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemler olup, tasfiyenin bizzat mahkemece yaptırılması gerekir. Tasfiye, BK 538. maddede belirtildiği gibi bütün hesapların görülüp 2011/17839 2012/14693
Ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.’nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Somut uyuşmazlıkta adi ortaklık adına davacı tarafından tahsil edilen ortaklık geliri (hakedişler) kesinleşen mahkeme kararı ile belirlenip yarısının davalının hakkı olduğu kesinleştiğine göre, gerçektende adi ortaklığın yapmış olduğu masrafın yarısından da davalının sorumlu olduğunun kabulü zorunludur. Bu bağlamda yönetici ortak olduğu anlaşılan davacının yaptığı gerçek masrafların yapıldıkları tarihteki değerlerinin yarısından davalı şirketin sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Ne varki gerek davacının ve gerekse bilirkişilerin hesaplamaya esas aldığı vergi denetim raporunda belirtilen masraf miktarının kabul edilmesi olanaksızdır. Her şeyden önce vergi denetim raporu davacı şirketin kayıtları esas alınarak düzenlendiği gibi, rapor vergi mevzuatı uyarınca düzenlendiğinden hesaplamaya esas alınamaz. Bu itibarla mahallinde konusunda uzman bilirkişi heyetince keşif yapılarak adi ortaklık konusunu oluşturan işin yapımı için yapılması gereken masraf miktarının yapıldıkları tarih itibariyle belirlenmesi gerekir. Öte yandan İzmir 3. Asliye Hukuk mahmemesince alınan ve diğer bilirkişi raporlarınada esas teşkil eden 30.9.2002 tarihli bilirkişi kurulu raporunda eldeki dosyanın davalısı Türdeş Ltd. Şti. tarafından da bir takım masrafların ve ödemelerin yapıldığı belirtilmesine rağmen, davadaki talep sadece alınan hakedişlerin yarısının bedelinin tahsiline ilişkin olduğu için yapılan masrafların ne miktar olduğu ve bu bağlamda tarafların hissesine ne kadar masraf miktarı düştüğü belirlenmeksizin sadece alınan hakediş bedeli belirlenerek rapor düzenlenmez, mahkemecede bu yönde karar verilmiştir. Verilen karar tasfiyeye yönelik bir karar olmadığı için 30.9.2002 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı … tarafından yapıldığı belirlenen masrafların ve ödemelerinde eldeki davadaki masraf miktarından düşülmesi gerekir.
Öte yandan, tarafların birbirlerinden ne miktar alacaklı oldukları, gelirin elde edilmesi için yapılması gereken masraf ve ödemeler, tasfiye yapılmadığı için 2011/17839 2012/14693
belirlenebilir nitelikte bulunmadığı içinde tarafların birbirlerinden faiz istemeleride olanaksızdır. Bu itibarla davacının eldeki davada yaptığını iddia ettiği ve davalının hissesine düştüğünü belirttiği miktar için geçmiş günler faizi istemesi olanaklı değildir.
Tüm belirtilen bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle idareci ortak konumunda bulunan davacı şirketten, yaptığını iddia ettiği masraflar konusunda hesap istenmeli, davalı şirkete bu hususta ne diyeceği sorulmalı, tarafların bu konuda uzlaştıkları ve uzlaşamadıkları konular belirlenmeli, akabinde mahallinde konusunda uzman bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, adi ortaklığın konusunu oluşturan işin yapılması için gerekli olan gerçek maliyet miktarının yapıldıkları, tarih itibariyle değerlerinin ne olduğu belirlenmeli, gerçek maliyet bedeli ile davacı tarafın bildirdiği ve ispatladığı harcama kalemleri toplanmalı (mükerrer toplamdan kaçınılarak) ve kesinleşen İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/770 sayılı davasında alınan 30.9.2002 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalı … Ltd. Şti. tarafından yapıldığı belirlenen masraflar ve ödemelerde değerlendirilerek her bir tarafın hissesine düşen masraf miktarı belirlenmeli ve akabinde davacının davalıdan talep edebileceği masraf miktarı saptanmalı, saptanan bu masraf için geçmişe yönelik masraf istenemeyeceği de gözetilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek eksik ve yetersiz bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 5.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.