YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20146
KARAR NO : 2013/4486
KARAR TARİHİ : 12.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın, faaliyetlerini yürüttüğü … İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile Tanık … …’in sahibi olduğu Makro Mühendislik firmasının birlikte ticari faaliyetlerini devam ettirdikleri, ortak çalıştıkları ve gelir – giderlerinin birlikte yürüttükleri, katılanın yapmakta olduğu inşaatının kalorifer tesisatının döşeme işleri ile yine inşaata değişik malzeme satımının sanık ve tanığa ait birlikte çalışan firmalar tarafından yapıldığı, 2004 yılında sanık ile Tanık …’nın firmalarını ayırdıkları, birlikte çalıştıkları süreç içerisindeki alacak ve borçların Sanık …’ın üzerinde bırakıldığı anlaşılmış olup katılan ve sanık arasında ihtilaf konusu olan sanığın, katılanın inşaatına faturada düzenlenen malları satıp satmadığı, faturada belirtilen malları alıp almadığı, alınmış ise de, bedellerinin ödenip ödenmediği hususundaki ihtilafın; yapılan keşifte ve alınan bilirkişi raporunda faturalarda belirtilen malların genel itibari ile binada kullanıldığı belirtilmiş olup sanık ve katılan arasında bir hukuki ilişki olduğu, mal alım satımı bulunduğu, sanığın alacağı olduğunu düşündüğü ve sattığını iddia ettiği malları faturalandırıp, bu faturalar ile icra takibine geçerek alacağını tahsil etmek istemesinin dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşımadığı, faturaların sahteliği hususunda sanığın mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşılmakla sanığın atılı suçlardan beraatine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.