Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/12349 E. 2012/14889 K. 06.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12349
KARAR NO : 2012/14889
KARAR TARİHİ : 06.06.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tüketicinin açtığı tüketici kredilerilerinden kaynaklanan davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, ihtiyaç nedeniyle davalı bankadan çektiği 35.000,00 TL bedelli kredi için kendisinden 3.750,23 TL sigorta bedeli kesildiğini, hayat sigortası yaptırmanın zorunlu kılındığını, beş yıllık primin peşin olarak alındığını bu kesintinin haksız olduğu ileri sürerek haksız alınan sigorta bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının hayat sigortası yaptırmayı talep ettiğini, tarafların müzakeresi sonucunda sigorta yaptırılmasının kararlaştırıldığını ve bu durum haksız şart oluşturmayacağını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı banka tarafından davacıdan beş yıllık sigorta priminin müzakere edilmeden peşin tahsil edildiği bu durumun haksız şart oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin 15. maddesinde aynen; “Müşteri, açılacak kredi sebebiyle bankaca belirlenecek şartlar üzerinden, bankanın göreceği her türlü tehlikelere/rizikolara karşı banka lehine hayat sigortası yaptırmayı, mevcut/yapılacak/ yenilenecek tüm sigorta poliçelerinin üzerinde bankanın adının dain ve mürtehin olarak gösterileceğini taahhüt eder”, hükmünü içermektedir. Böyle bir düzenleme karşısında davalı bankanın TTK’nun 1321. Maddesi anlamında menfaat sahibi 2012/12349-14889
olduğu ve yine anılan yasanın 1329. maddesi hükmü gereğince de sözleşmeden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep etmeye hakkı olduğu tartışmasızdır. Davalı bankanın kredi borçlusunun hayat sigortası yapılmasındaki asıl amacının kredi borcunun teminat altına alınması olduğu muhakkaktır. Ancak belli bir prim ödeme borcu getirmekle birlikte, hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının da bir menfaatinin olduğu açıktır. Taraflar açısından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi esas olup, bu düzenlemenin haksız şart niteliğinde olduğunun da kabulüne olanak yoktur. Ayrıca mahkemenin kabulünün aksine, sözleşmede bu şekilde bir düzenleme yapılmasına yasal bir engel de bulunmamaktadır. Böyle olunca mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 6.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.