Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4893 E. 2013/4325 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4893
KARAR NO : 2013/4325
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların aralarında anlaşarak, arsasını satmak isteyen katılan …’e müşteri bulmak, yardımcı olmak bahanesi ile nüfus cüzdanı örneği ve fotoğrafını alıp, …’in bilgisi dışında arsayı almak isteyen katılan … ile görüşüp …’ce …’e verilmiş gibi sahte vekaletname ve nüfus cüzdanı hazırladıkları, sanık …’ı arsa sahibinin kaynı olarak tanıtıp vekaleti …’e vererek arsa parasının yarısı olan 32.000. TL’yi aldıkları bu vekaletle … ve …’in tapu tescili için tapu müdürlüğüne gittiklerinde işlemlerini yapan görevlinin tapu kaydındaki resim ile vekaletnamedeki resimlerin farklı olduğunu anlayıp kuşkuya düştüğünde … ile temas kurulunca fiilin ortaya çıkması şeklinde gerçekleşen olayda,
Diğer temyiz itirazlarının reddine,
Ancak,
1-)Sanıklar haklarında düzenlenen iddianame ve dosya içeriğinden, sanıklar … ve …’ın katılan …’e giderek ona ait arsayı satma konusunda yardımcı olacaklarını söyleyip bu işlem için gerekli olduğunu söyleyerek 2 adet fotoğraf ve nüfus cüzdanı suretini aldıktan sonra onun bilgisi dışında vekaletname ve nüfus cüzdanını sahte olarak hazırlayıp …’in arsasına müşteri bulup satışını da bu vekaletle yapmaya kalkıştıkları ancak tapu müdürlüğünün belgelerin sahteliğini anlayıp satış işlemini yapmaması üzerine sanıkların …’e yönelik eylemlerinin teşebbüs aşamasında kalan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, sanıkların vekalet ve nüfus kaydının …”e ait ve vekaleti de ondan aldığını düşünerek arsayı 60.000. TL’ye almayı kabul eden katılan …’ten 32.000 TL alıp sahte düzenlenen vekaleti vermeleri şeklinde gerçekleşen eylemlerininde her üç sanığın TCK’nın 37/1 maddesi yoluyla gerçekleştirdikleri tamamlanan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde, oluşa uygun düşmeyen gerekçeyle ve teşebbüs eyleminin hangi suç için kabul edildiği de denetime izin verecek şekilde kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-)Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde “suçun işlenmesindeki özelliklere göre faile ve fiile ilişkin başkaca kanuni teşdit sebebi bulunmadığından bahsedilerek taktiren ve teştiden” denilerek TCK’nın 204/1 maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmak suretiyle karar gerekçesinde çelişkiye düşülmesi,
3-)Sahteliği kabul edilen noter vekaletnamesinin “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinde” bulunması karşısında TCK’nın 204/1 maddesine göre belirlenen cezanın aynı yasanın 204/3 maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de,
4-)Sanıklar haklarında kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanmak suretiyle TCK’nın 158/1-d maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle açılan davada mahkemece oluşa uygun şekilde eylem karar gerekçesinde 158/1-d maddesi kapsamında bulunduğu kabul edildiği halde, hüküm fıkrasında 158/1-f madde gereğince ceza tayin edilmek suretiyle hüküm karıştırılarak karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 32/326 maddeleri uyarınca, her iki suç yönünden de ceza süresi itibariyle kazanılmış hak saklı kalmak üzere BOZULMASINA, 11/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.