YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13099
KARAR NO : 2012/14676
KARAR TARİHİ : 05.06.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne,kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Şemsettin Çuhacı ile davacı vekili avukat Gül Özgül Atalay’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, Bahçelievler Özel Medicana Hastanesi’nin işleticisi olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut olmasa da, davalı tarafından çekilen ihtarnamelerle de açıkça kabul edildiği üzere, grup şirketlerinden olan Işıl … Hizmetleri AŞ ile davalı arasında daha önce akdedilen 22/11/2005 tarihli ve 5 yıl süreli aynı nitelikteki sözleşme hükümleri doğrultusunda, Bahçelievler Özel Medicana Hastanesinde, tüp bebek merkezi kurularak işletilmesi konusunda davalı şirketle anlaşmaya vardıklarını, anlaşmanın 2 yıl süre ile sorunsuz olarak devam ettiğini, davalı şirketin keşide ettiği 18/10/2007 tarihli ihtarname ile, taraflar arasındaki sözleşme gereğince poliklinik hasılat payının eksik ödendiği ve ayrıca toplam hasılattan da eksik ödeme yapıldığı belirtilerek söz konusu eksik tutarların ödenmesinin talep edildiğini, ihtarname üzerine yapılan incelemede, sehven eksik ödeme yapıldığının anlaşılması sonucunda, davalı şirketin banka hesabına 31/10/2007 tarihinde eksik kalan tutarların yatırıldığını, bu durumun 2/11/2007 tarihli ihtarname ile davalıya da bildirildiğini, ancak davalı tarafından 01/11/2007 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, oysa ki yapılan fesih işlemi haksız olup, sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmenin 4.43 maddesinde öngörülen usullere uyulmadığını, haksız fesih nedeniyle gelir ve prestij kaybına uğradıklarını ileri sürerek, sözleşmede öngörülen 200.000 USD tutarındaki cezai şart alacağının, dava tarihinden itibaren Merkez Bankasının döviz üzerinden açılan
2011/13099-2012/14676
mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek faizi ile birlikte tahsiline, ayrıca uğramış oldukları zararlar nedeniyle de, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 175.000.00 TL tazminat miktarından, şirket nezdinde davalı lehine 3 ay içinde tahakkuk etmesi muhtemel olan hasılat paylaşımından doğacak toplam 75.000.00 TL’lik alacağın mahsubundan sonra kalan 100.000.00 TL tazminat miktarının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi, yazılı veya şifai bir sözleşme ile kararlaştırılmış bir cezai şart da bulunmadığını, böyle bir hakkın mevcut olduğunun kabul edilmesi halinde ise bunun, sözleşmeyi haklı nedenlerle fesheden kendi şirketlerine ait olduğunu, davacının yapılan anlaşmaya uymaması nedeni ile ihtarname ile sözleşmeyi feshederek hastaneden ayrıldıklarını, aynı gün işin davacı tarafça bir başka ekibe devredildiğini, bu nedenle davacının herhangi bir zararının olmadığını, kaldı ki davacının fesih sonucunda ilişkinin tasfiyesine yanaşmadığını, anlaşmalı kurumlardan gelen veya gelecek olan hak edişlerle birlikte 1.12.2007 tarihi itibariyle davacıdan 270.559,00 TL hak ediş (hasılat) alacaklarının bulunduğunu, ayrıca Hastanenin tüp bebek merkezinde bulunan ve kendilerine ait olan tıbbı araç ve gereçlerin de iade edilmeyerek, davacı tarafından kullanılmaya devam edildiğini, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/11 Değişik … sayılı dosyası üzerinden yaptırmış oldukları tespitte, kendilerine ait olan söz konusu araç ve gereçlerin bedelinin 205.965,00 TL, bu araç ve gereçleri kullanamamaktan dolayı günlük zararlarının ise 2.750,00 TL olduğunun belirlendiğini, bu durumda davacıdan yaklaşık 950.000,00 TL civarında alacakları bulunduğunu, söz alacaklarının ödenmesi için davacıya ihtar göndermelerine rağmen, herhangi bir cevap alamadıklarını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 21.9.2010 tarihli ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği benimsenmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne, 200.000 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek, devlet bankalarının Dolar cinsinden bir yıllık mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, davacı şirket tarafından işletilmekte olan Bahçelievler Medicana Hastanesinde, tüp bebek merkezi kurularak işletilmesi ve hasılatın paylaşılması konusunda bir adi ortaklık sözleşmesi kurulduğu anlaşılmakta
2011/13099-2012/14676
olup, davacı bu sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia ederek, cezai şart ve tazminat istemiyle eldeki davayı açmış, davalı ise sözleşmenin feshedilmesine rağmen, ortaklığın tasfiye edilmediğini, ödenmeyen hasılat payları ve halen iade edilmeyip hastanede kullanılan tıbbi araç ve gereçler nedeniyle kendilerinin davacıdan alacaklı olduğunu savunmuştur. Tüm dosya kapsamından, taraflar arasındaki “tüp bebek merkezi kurulması ve işletilmesi” konusundaki adi ortaklık ilişkisinin feshedilip, fiilen sona ermiş olmasına rağmen, ortaklığın tasfiyesinin yapılmamış olduğu, ortaklık amacına tahsis edilen menkullerin iade edilmemesi ve ortaklık gelirlerinden ödenmeyen hasılat paylarıyla ilgili olarak davalı şirket tarafından, … 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/597 esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açıldığı ve halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu bu dava ile, aynı taraflar arasında ve aynı maddi vakıalara dayalı olarak açılan eldeki dava arasında bağlantı bulunduğu, davalardan biri hakkında verilecek olan hükmün, diğerini de etkileyecek nitelikte olduğu görülmektedir Davaların birleştirilmesi ve ayrılmasına ilişkin hükümler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, amacı usul ekonomisine hizmet etmek ve aynı konuda çelişkili kararlar verilmesini önlemektir. Aralarında bağlantı bulunan eldeki dava ile davalı şirket tarafından … 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/597 esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur. O halde mahkemece davalar birleştirilerek yargılamanın devam ettirilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 3.502.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.