Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2019/22699 E. 2022/282 K. 11.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/22699
KARAR NO : 2022/282
KARAR TARİHİ : 11.01.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Gereği görüşülüp düşünüldü:
2559 sayılı PVSK’nın 9. maddesine göre ‘önleme araması’, suç işlenmesinin veya bir tehlikenin önlenmesi için yapılan aramadır. Önleme aramasının muhatapları suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. CMK’nın 116 ve 119. maddelerine göre ‘adli arama’ ise, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa önleme araması değil ancak adli arama yapılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610, 2014/512, 2013/841, 2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu ‘hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş’ olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamaz.
Somut olayda Sivas 2. Sulh Ceza Mahkmesi’nin 2014/394 değişik iş sayılı “… Petrol önünde… önleme araması yapılmasına” dair kararı gereğince; 06/06/2014 tarihinde arama noktasında görev yapan kolluk tarafından sanık …’in sevk ve idaresindeki … plaka sayılı aracın arama noktasının 500 metre gerisindeki akaryakıt istasyonuna şüpheli hareketler yaparak girdiği, burada bulunan tır dorsesinin arkasından eğilerek kontrol noktasında bulunan jandarma ekiplerini gözetlediği, daha sonra ters istikamette karşı şeride geçtiği ve burada bulunan tır parkına aracını görünmeyecek şekilde park etmesinin görülmesi üzerine sanığın aracında arama
yapıldığı, suça konu 70 adet kapsül, 66 adet dinamit lokumu ve 20 metre fitilin ele geçirildiği, ancak yapılan aramanın … Petrol önünden 500 metre geride ve ters istikamette bulunan petrol istasyonunda oluşan suç şüphesi üzerine yapıldığı anlaşılmakla; adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK.nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı gözetilerek sanığın beraati, bulundurulması ve taşınması yasal olmayan emanete kayıtlı suç eşyalarının müsaderesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.01.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Dairemizin 2022/282 Karar sayılı dosyasında çoğunluğun adli arama kararı alınması gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine aşağıdaki nedenlerle iştirak edilmemiştir.
Oluş şeklinde herhangi bir tartışma bulunmayan somut olayda; önleme araması kapsamında belirlenen yerde arama yapan kolluk görevlilerinin, sanığın yönetimindeki … plakalı aracın yaklaşık 500 metre mesafedeki akaryakıt istasyonuna girdiği, araç şoförünün aracın arkasına geçerek kolluk görevlilerinin olduğu tarafa baktığı, daha sonra ters istikamete dönerek karşı şeride geçtiği ve aracını karşı tarafta bulunan akaryakıt istasyonuna park ettiği, durumundan şüphelenen ve yaklaşık 500 metre mesafede bulunan kolluk görevlilerinin sanığın yanına gelerek aracında yaptıkları aramada suça konu mühimmatların ve patlayıcıların ele geçirildiği anlaşılmaktadır.
Çoğunluk görüşünde: Arama işlemi için CMK’nın 116. ve 119. maddelerine göre adli arama kararı gerektiği, somut bir suçun işlendiği şüphesi nedeniyle, sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için adli arama yapılabileceği belirtilmiş ise de;
Somut olayda suç şüphesinden söz etmek mümkün değildir. Sanık şüpheli hareketler yapmış ise de; sanığın kim olduğu, adı, soyadı ve kimliği ile hangi suçu işlediği
veya işleyebileceği hususunda hiçbir bilgi ve makul şüphe bulunmamaktadır. Dosya içinde bulunan 06.06.2014 tarihli arama tutanağında da sanığın kimliği ve suç işlediği konusunda makul bir şüpheden söz edilmemiştir. Sanığın olay yerinde ters istikamete dönmesi ve aracının arkasından kolluk görevlilerine bakması dışında suç işlediği ve bu suçun türü konusunda makul bir şüphe bulunmamaktadır.
CMK’nın 116. maddesinde, sanığın yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe olması halinde adli arama kararı verilebileceği düzenlenmiştir.
CMK’nın 119. maddesinde ise; adli arama kararında;
a) Aramanın nedenini oluşturan fiil ve
b) Aranılacak kişinin gösterilmesi gereklidir.
Henüz bir suç işlediği belirlenemeyen, sadece şüpheli hareketler yapan ve kimliği belirlenemeyen sanık hakkında CMK’nın 116. Ve 119. maddelerine göre adli arama kararı verilmesi yasadaki düzenleme karşısında mümkün değildir. Meydana gelebilecek muhtemel olayların önlenmesi bakımından, henüz adli arama kararı alınması mümkün olmayan durumlarda önleme araması yapılması ve meydana gelebilecek terör ve üzücü olayların önlenmesi devletin görevidir. Adli aramanın verilemeyeceği somut olaydaki gibi durumlarda önleme aramasının da geçersiz kabul edilmesi halinde devletin terör örgütleri ve suçla mücadele yeteneğinin zaafa uğraması kaçınılmazdır.
Bu konuda Ceza Genel Kurulunun oybirliği ile alınan 2016/525 Esas ve 2019/667 Karar sayılı ilamı ile benzer çok sayıda ilamında “durdurulduğu ana kadar sanık MK’nin açık kimlik bilgilerinin bilinmemesi nedeniyle adli arama kararı veya yazılı adli arama emri verilebilmesi için gerekli olan CMK’nın 119. maddesindeki şartların bulunmaması, görevlilerce gerçekleştirilen arama işleminin önleyici nitelikte olması karşısında; amacı tehlikenin veya suçun işlenmesinin önlenmesi, kamu düzeninin, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, taşınması veya bulundurulması yasak her türlü silah, patlayıcı madde veya eşyanın tespit edilmesi olan, aramanın yapıldığı yer ile zamanı kapsayıp hukuken geçerli olduğu anlaşılan ve icra ediliş şekli itibarıyla adli arama kararı ya da yazılı arama emrinden bir farkı olmayan (…..) Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen önleme araması kararı uyarınca hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı işlem yapılan MK’nin üzerinde ve eşyasında arama yapılabileceği, bu karara istinaden gerçekleştirilen arama işlemi sonucunda, adı geçenin Anayasa ve diğer kanunlar ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinin ihlâl edilmediği, toplum sağlığı bakımından büyük bir tehlike teşkil eden suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi nedeniyle kolluk görevlilerince uygulanan önleyici ve caydırıcı nitelikteki tedbirin ölçülü olduğu, görevlilerin bu önleme araması kararına istinaden yaptıkları arama sonucu ele geçirdikleri suç konusu uyuşturucu maddeyi muhafaza altına aldıktan sonra uygulanan tedbirler ile somut olay hakkında görevlilerce Cumhuriyet Savcısına bilgi verdikleri, müteakiben emirleri doğrultusunda soruşturma
işlemlerinin sürdürüldüğü, dolayısıyla 10.07.2014 tarihli suçun delili ve konusunu oluşturan uyuşturucu maddenin ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.” denilmektedir.
Dosyamıza konu somut olayda da; henüz kimlik bilgileri bilinmeyen ve suç oluşturan bir fiilinin bulunup bulunmadığı ve bu fiilin ne olduğu anlaşılamayan, ancak şüpheli hareketler sergileyen sanığın kullandığı aracın önleme araması kapsamında aranması hukuka uygun olduğundan çoğunluğun bozma düşüncesine katılmak mümkün olmamıştır. 11.01.2022