YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13315
KARAR NO : 2012/37725
KARAR TARİHİ : 23.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında müştekiler … ve …’e yönelik dolandırıcılık suçlarından tesis edilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın,kiralık ev aradıklarını öğrendiği müştekilere, kendisine ait olmayan oturduğu dairenin altındaki boş konutu babasına ait olduğunu söyleyip aylık 200 TL ye onlara kiraladığını belirterek, evin elektrik suyunu açtıracağı bahanesiyle müştekilerden ayrı ayrı 40 ve 50 TL almak ve kendisini sürücü kursu hocası olarak tanıtarak ehliyet almak isteyen …’ den önce 60 TL ardından cep telefonu alarak ortadan kaybolmak şeklinde belirlenen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın tekerrüre esas sabıkası olduğu halde tekerrür hükümlerinin uygulanmaması ve sanığın müştekilerin her ikisine ev kiralaması karşısında aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi ve katılan …’e yönelik eyleminde aynı suçun değişik zamanlarda işlenmesi karşısında ayrı ayrı 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanık hakkında tesis edilen hürriyeti bağlayıcı cezanın kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı kanun 53/1 maddesi uygulanırken a,b,e ve d bendlerinde öngörülen hak yoksunluklarının bitiş tarihinin belirtilmemiş olması
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığıntemyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ise çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmek ve hüküm fıkrasından bütün “YTL” ibarelerinin çıkartılıp yerine “TL” teriminin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.05.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.