Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/11805 E. 2012/15474 K. 13.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11805
KARAR NO : 2012/15474
KARAR TARİHİ : 13.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, gayrimenkul alım satımı hususunda Urla Noterliğinin 30.05.2002 tarih ve 3698 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde genel vekaletname ile davalıya vekalet verdiğini, davalının Urla’da kendisi adına taşınmaz satın alıp, aynı vekaletname ile kendisinden habersiz taşınmazı 3. kişiye satmasına rağmen bedelini ödemediğini belirterek taşınmazın rayiç bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yargılama devam ederken talebini ıslah ederek 45.240,00 TL’ye çıkartmıştır.
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, resmi satış senetlerindeki bedeller dikkate alınarak davacının davasının kısmen kabulü ile, 15.000,00 TL ilk satış bedeli ve 12.000,00 TL vekaleten satış bedeli olmak üzere toplam 27.000,00 TL alacağın; 12.000,00 TL lik kısmı yönünden dava tarihi olan 10.02.2010 tarihinden, bakiye miktar yönünden ise ıslah tarihi olan 13.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının bu davadaki alacak isteminin, vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle, talimatlara uygun … görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı çok açıktır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve
2012/11805-15474
sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1) Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler öncelikle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. Bu ilke ve kurallar altında somut olaya bakıldığında davalının gerek hesap verme ve gerekse, özen ve sadakatle talimatlara uygun … görme yükümlülüklerine aykırı davrandığı ve taşınmazı davacının talimatı olmadan 3. kişiye sattığı sabittir. Davalı vekil, davacı tarafından kendisine taşınmazın rayiç değerin altında satılması için yetki verildiğini kanıtlamadığı sürece davacıya karşı taşınmazın rayiç değerinden sorumludur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından üçüncü kişiye taşınmazın geçerli bir şekilde devrinin yapıldığı tarih itibariyle taşınmazın gerçek rayiç değeri 45.240,00 TL olarak tespit edilmiş olup, davalının belirlenen rayiç değerden sorumlu tutulması gerekirken, resmi senetteki bedelden sorumlu tutularak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 400.95 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 13.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.