YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11078
KARAR NO : 2012/7761
KARAR TARİHİ : 13.02.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlar, başkalarına güven duymaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresitzlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Bu nedenle, TCK’nun 158.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, dolandırıcılık suçunun kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Ancak, bu nitelikli halin gerçekleşmesi için mağdurun gerçekten tehlikeli durum veya zor şartlarda bulunması gerekir. Hile ile mağdurun bu durumda olduğuna inandırılması bu bent kapsamına girmez. Bu açıklamalar çerçevesinde;
1-Sanığın müştekiler … ve …’ya karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Somut olayda; sanık ve müştekilerin aşamalarda değişmeyen anlatımlarından, yakınları ameliyatta ve yoğun bakımda olan müştekilere kendisini hastane çalışanı olarak tanıtan sanığın “acil kan lazım ve çocuğunuza dışarıdan ilaç gelecek diyerek onların zor şartta bulunmalarından yararlanarak çeşitli miktarlarda paraları alıp kayıplara karışması şeklinde oluşan eylemlerde TCK’nun 158.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, dolandırıcılık suçunun kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi şeklinde oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanun’un 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükümde yer olan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanığın müdahil …’ya karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Somut olayda; sanık ve müdahilin aşamalarda değişmeyen anlatımlarından; kendisini üst tabakalarda tanıdığı olduğunu söyleyen sanığın müdahilin hastanede tedavi gören kardeşinin işlemlerinin hızlanacağı, tedavisinin daha rahat etkin ve kısa sürede yapılacağını söyleyerek müdahilden 1450 YTL para alıp kayıplara karışması şeklinde oluşan eylemde kişinin içinde bulunduğu veya zor şartlardan yararlanılması söz konusu olmadığı ve sanığın TCK’nun 157.maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde hata sonucu yazılı şekilde ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyizitirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanmasıgereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.