YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8792
KARAR NO : 2011/50
KARAR TARİHİ : 11.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 2009 yılı şubat ayında davalının … bürosu aracılığıyla taşınmaz satın almak istediğini taşınmaz sahibine 1000 TL kapora verdiğini, ancak daha sonra taşınmazı satın almaktan vazgeçtiğini, davalının sadece alıcı ve satıcıyı bir araya getirdiğini, davalıya sözleşmeye imza atması hususunda yetki vermemesine rağmen komisyon sözleşmesine kendi yerine imza attığını ve bu sözleşmeye davalı olarak komisyon ücretinin tahsili için takip yaptığını ileri sürerek borçlu olmadığının tesbiti ile kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, taşınmaz satın almak isteyen davacı ile satıcıları bir araya getirdiğini, taşınmazı görmek için gittiklerinde sözleşme yanında olmadığı için davacıya imzalatmadığını, davacının sözleşmeyi kendi adına imzalamasını söylediği için davacı yerine imza attığını, ücrete hak kazandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı yerine davalının sözleşmeyi imzalaması nedeniyle sözleşmenin geçerli olmadığı, davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile %40 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, taşınmaz satın almak için davalı … 2010/8792-2011/50
komisyoncusuna müracaat ettiğini ve davalı vasıtasıyla satıcı ile buluşup satıcıya 1000 TL kapora verdiğini alım işinde davalıdan hizmet aldığını, ancak sözleşmeyi kendi adına imzalaması için davalıya yetki vermediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. İ.İ.K’nun 72/5.maddesi uyarınca davacı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için icra takibinin haksızlığının yanısıra, takipte bulunan davalı alacaklının aynı zamanda kötüniyetli olması gerekir. Bir başka deyişle, kötüniyetli olmayan davalı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi olanaklı değildir. Dava konusu olayda, davacının davalı … komusyoncusu vasıtasıyla satıcılarla buluşup ona 1000 TL kapora verdiği ve davalının hizmetinden yararlandığı ve ancak akabinde taşınmazı satın almaktan vazgeçtiği sabittir. Hal böyle olunca edimini ifa eden davalının kötüniyetli olduğundan söz edilemez. Sözleşmede davacının imzasının olmaması nedeniyle sözleşme geçersiz olup, davalı bu nedenle komisyon ücreti isteyemez isede, verdiği hizmet karşılığında ücretini alabilmek için davacı adına sözleşmeyi imzalayan davalının kötüniyetli olduğunun kabulüne olanak yoktur. Bu itibarla davalı aleyhine kötüniyet tazminatına da hükmedilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek kötüniyet tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken bu kalem isteğinde kabu edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün birinci bendinin ikinci paragrafının karardan bütünüyle çıkarılarak yerine aynen (yasal şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 151,25 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.