YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18256
KARAR NO : 2012/12455
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davacı …’nın hamileliğinin ilk günlerinden itibaren rutin kontrollerinin davalı hastanede yapıldığını, kontroller esnasında ultrason çekildiğini ve herhangi bir olumsuz durumdan bahsedilmediğini ve doğumun zor olacağına dair bilgi verilmediğini, 26.8.2006 tarihinde sabah 07.30’da doğum için hastaneye gidildiğini ve davalı doktor …’in nöbetçi olmasına rağmen doğumun gerçekleşmesi için herhangi bir girişimde bulunmadığını ve saat 14.00’da nöbetinin bittiğinden bahisle hastaneden ayrıldığını, akabinde nöbeti diğer davalı doktor …’in devraldığını ve kendisine oksijen tüpü takıldığını, doğumun zor geçeceğinin anlaşılmasına rağmen sezeryan teklifinin dahi yapılmadığını, akşam 18.05’de doğumun yaptırılmaya başladığını, ancak güçsüz duruma düştüğü için doğuma yardımcı olamadığını, doktorların dışarıdan fiziksel baskıları sonucu doğumun gerçekleştiğini, ancak dışarıdan baskı yapılması sırasında bebeğin kafasının ön kısmında çökme oluştuğunu ve bebeğin %96 oranında zihinsel özürlü olarak doğduğunu ileri sürerek davacılar … ve …’un herbiri için 25.000 TL manevi tazminat ile fazlası saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile davalıların kusurunun bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı …’nın davalı hastahanede doğum yapması sırasında davalıların gerekli özen ve ihtimamı göstermemeleri nedeniyle doğan bebekte meydana gelen zihinsel özür dolayısıyla maddi ve manevi tazminat istemine yöneliktir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle vekil konumunda olan ve doğumu gerçekleştiren/tedaviyi yapan doktorun bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmesi gerekir.
Mahkemece, yargılama aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilerek, davalıların kusurlarının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, Adli Tıp Kurumu raporunun uyuşmazlığı çözecek nitelikte bulunmadığı, kurulda kadın hastalıkları ve doğum uzmanının da olmadığı, eksik ve yetersiz raporun bu haliyle hükme dayanak alınamayacağı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece üniversitelerde görevli nöroloji uzmanı ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi kurulundan taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.