YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10509
KARAR NO : 2012/12447
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat … ile davacı asil … vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıya duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, eski 254 ada 1 ve 2 parsel yeni 11129 ada 1 ve 2 parsel numaralı taşınmazı kendisi ve dava dışı iki kişinin 13.11.2007 tarihli sözleşme ile davalılardan satın aldıklarını, davalılara bedelinin ödendiğini, ancak davalıların taşınmazı 3.6.2009 tarihinde dava dışı üçüncü şahsa sattıklarını, taşınmazların piyasa raiç değerinin 1/3’ünün kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek raiç değerin 1/3’ünün tahsilini istemiş, 12.5.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 863,125 TL olarak belirlemiştir.
Davalılar vekili taleplerin denkleştirici adalet ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, dava dışı şahsa yapılan satıştan haberlerinin olmadığını, satışın vekaleten yapıldığını savunmuş, ıslah dilekçesine karşı beyanda bulunurken de, davacı ve dava dışı iki kişinin taşınmazları adi ortaklık adına satın aldıklarını kendilerine vekaleten hareket eden şahsın aslında adi ortaklık temsilcisi olarak hareket ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 17.2.2011 tarihli bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle 623.368 TL’nın 22.7.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalıların hessedar oldukları eski 254 ada 1 ve 2 parsel, yeni 11129 ada 1 ve 2 parsellerin davalılara vekaleten hareket eden dava dışı … tarafından satın almayı vaat edenler davacı ve dava dışı … … ve Yasa …’a satışının vaad edildiği ve bu hususta 13.11.2007 tarihli düzenleme şeklinde satış vaadi akdedildiği ihtilafsızdır. Davalının isteği üzerine davanın ihbar edildiği …’ın dosyaya sunduğu cevap dilekçesi ve belgeler sonrasında, davalılar taşınmazların adi ortaklık adına kendilerinden satın alındığını savunmuşlardır. Bir davada ileri sürülen olguları kanıtlamak taraflara, bu olgulara dayalı olarak uyuşmazlığı nitelemek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak uygulamakta doğrudan hakimin görevidir. Davacı, dava dışı şahıslarla birlikte davalılardan satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın davalılar tarafından dava dışı şahıslara satıldığından bahisle tazminat talebinde bulunmuş ise de, dosyaya sunulan ve davacı tarafça karşı konulmayan 24.9.2007 tarihli ” taşınmaz alım satım ve ortaklık sözleşmesidir.” başlıklı sözleşme ile davacı ve dava dışı … … ile Yasa …’ın dava konusu taşınmazların maliklerinden satın alınması ve satılarak gelir elde edilmesi hususunda adi ortaklık tesis edildiği ve bu bağlamda, dava konusu taşınmazlarında gerçekte adi ortaklık adına satın alındığının kabulü zorunludur. Dava konusu taşınmaz adi ortaklık adına satın alındığı içinde adi ortaklık sözleşmesinde belirtilen ortaklarında davada yer alması gerekir. (BK 534. madde) Bir başka deyişle adi ortaklık sözleşmesinde adı geçen kişilerinde usulüne uygun şekilde davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve davaya devam edilmesi zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek BK 534. maddesine aykırı olarak taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.