Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17512 E. 2012/45061 K. 06.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17512
KARAR NO : 2012/45061
KARAR TARİHİ : 06.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın savunması ve kolluk tarafından yapılan 01.03.2007 tarihli ekonomik ve sosyal durum araştırmasına göre, sanığın suç tarihinde şöför olduğu halde, otopark görevlisi olarak çalışan müşteki …’a işyerine araba almak için geldiğini, cep telefonu işi ile uğraştığını söyleyerek ikna edip program yüklemek için cep telefonunu aldığı, bu şekilde hileli yöntemle ele geçirdiği telefonu geri vermeyerek diğer müşteki …’ya satarak haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, delillerin takdirinde hataya düşerek yasal unsurları bulunmayan güveni kötüye kullanmak suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1)Sanığın suç tarihinde şöför olduğu ve eylemin meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinden kaynaklanmadığı halde, TCK’nun 155/1.maddesi yerine sanığa ek savunma hakkı tanınmadan yazılı şekilde aynı Kanunun 155/2. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
2) Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.