YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12032
KARAR NO : 2012/34093
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak, Örgüte Üye Olmak
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve … haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmamış ise de, zamanaşımı süresi içinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
1-Suç işlemek için örgüt kurmak ve üye olmak suçlarından sanıklar …, …, …, …, …, … haklarında kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde,
Suçun kamunun güvenliğine karşı işlenen suçlardan olup, suçun niteliği itibariyle dolandırıcılık suçunun mağduru olan katılan hazinenin doğrudan zarar görmesi ve davaya katılması da mümkün olmadığı gibi usule aykırı olarak verilen katılma kararının da hukuken temyiz hakkı vermeyeceğinden katılan vekilinin bu suçlara yönelik temyiz istemlerinin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Dolandırıcılık suçundan sanıklar … ve … haklarında hükümlerin incelenmesinde,
5271 Sayılı CMK’un 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’un 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, incelenmeksizin iadesine,
3-Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıklar … ve …’un beraatlerine ilişkin hükümlerin incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
4-Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıklar …, …, …’nin mahkumiyetlerine dair kurulan hükümlerinin incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanıklar …’ın gözlük satışı üzerine işyeri sahipleri, olup sağlık karnesi ya da yeşil kartla gelen vatandaşlara göz muayenesi ve reçete olmadan sanıklarca düzenlenen sahte reçetelerle, ya da gerçek reçeteler üzerende tahrifatla gözlük satışı yapıp kişilerin bağlı olduğu kurumlardan paralarını almak suretiyle kamu kurumlarını dolandırdıkları sanık …’in ise …’in kalfası olarak bu eylemlere yardım eden olarak katıldığının anlaşılmasına göre sahte evrak kullanarak gerçekleşen dolandırıcılık eylemlerinin sabit olduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarıda yerinde görülmemiştir. Ancak,
a) Sanıklar …’ın suç tarihlerinde iki ayrı işyeri işletip, ayrı vergi yükümlüsü olarak çalışmakta ve suça konu reçete ve kurum zararlarının mahkemece de ayrı ayrı belirlenip kabul edilmesi karşısında, sanıkların eylemlerin TCK’nın 37. maddesine göre iştirak halinde gerçekleştirdikleri sabit olmayıp müstakilen işlendiğinin anlaşılması sanık …’in sahibi ve yanında kalfa olarak çalışan İbrahim ile birlikte …, optik adlı işyerinden tahsil olunun 21.978.TL lik zarar değerlendirilerek bu eylemlerden, sanık … ise sahibi olduğu …adlı işyerinden 4.426.97. TL den oluşan zarar nedeniyle bu eylemden
dolayı cezalandırılmaları gerekirken, 2 ayrı işyerinden eylemlerden dolayı oluşan toplam zarar değerlendirilerek tek suç kabulüyle yazılı şekilde hüküm kururlması,
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06/10/2009 gün ve 8-124-224 sayılı kararında açıkça belirlendiği gibi temel cezanın belirlenmesinde hakim TCK”nın 61/1 maddesinde öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirlerken aynı yasanın 3/1 maddesi uyarınca hüküm ile işlenen fiil arasında “orantı” bulunmasını gözetmek durnumundadır. Buna göre somut olayda, işlenen fillerin ve zararın çokluğu, suçun işleniş biçimi ve özelliklerine göre sanıklar haklarında her iki suç yönünden de temel cezanın alt sınırın üzerine çıkılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
c)Sanıklar haklarında TCK’nın 158/1-e, son maddesine göre verilen hapis cezasının aynı yasanın 43. maddesi ile artırıldığı halde, aynı maddeye göre verilen gün adli para cezasının artırılmaması suretiyle eksik adli para cezası tayin edilmesi,
d)Sanık …’ın …adlı işyerinde işlediği kabul edilen dolandırıcılık suçuna konu kamu zararı olan 4.426.97 TL’yi, 18/04/2008 tarihinde (yargılama sırasında) ödeyerek makbuzunu da ibraz etmesi karşısında hakkında aynı yasanın 168. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/04/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.