YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24433
KARAR NO : 2013/8616
KARAR TARİHİ : 09.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, müştekilerden …’a… Tekstil Fabirkasında çalıştığını belirterek kendisini başka bir isimle tanıtıp kurbanlık olarak 3 adet koyun alacağını söylediği, müşteki…’in bunun üzerine diğer müşteki ağabeyi …e haber vermek istediğini söylemesi üzerine sanığın …i cep telefonu ile arayıp para vermeden koyunları almak konusunda anlaşmış gibi yaparak…in ağabeyi ile görüşmesine fırsat vermeden cep telefonunu kapattığı, müşteki…’in bu görüşme sonucu ikna olup bedelini almadan koyunları sanığa teslim ettiği, bilahare sanığın koyunları araca koyarak olay yerinen uzaklaşmak suretiyle haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, atılı suçun subut bulduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
TCK’nun 157/1. maddesine göre uygulama yapılırken hapis cezasının yanında ayrıca para cezasına da hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/06/2011 tarih ve 2011/9-88 Esas, 2011/116 karar sayılı kararına göre, sanığın tekerrüre esas başkaca mahkumiyeti bulunmasına karşın 02.09.2005 olan suç tarihinden sonra 08.09.2005 tarihinde kesinleşen hükümlülüğünün tekerrüre esas alınarak sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK’nın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümden ilgili ilamın çıkartılarak yerine “… Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31/03/2005 tarihinde kesinleşen 2004/109 E 2004/413 K sayılı ilamı çerçevesinde sanığın cezasının TCK’nın 58.maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejiminie göre çektirilmesine, 5320 sayılı kanunun 8.maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca aleyhe değiştirmeme ilkesi gözetilerek 5275 sayılı kanunun 108/2.maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın,, … 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/260 E, 2005/509 karar sayılı ilamına konu olan 2260 TL adli para cezası alınarak belirlenmesine” cümlesinin hükme eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.