YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20127
KARAR NO : 2013/19107
KARAR TARİHİ : 04.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Tanıklar … ve …’nın …Eczanesi’nde kalfa olarak çalıştıkları, Necmettin tarafından teşhis edilen sanık …’in, Dr. …’ın imza ve kaşesi ile… isimli şahıs adına düzenlenen 07.09.2009 tarih ve
148095 protokol numaralı reçete ile … Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nden verilme 02.03.2009 tarih ve 4325 protol numaralı sağlık raporunu …Eczanesi’ne getirip ilaç almak istediği, hastane raporunun hastane kayıtlarında bulunmadığının bildirildiği ve reçetenin de Dr. …’ın beyanına göre kendisi tarafından düzenlenmediği, 26.08.2009 tarihli ekspertiz raporunda da imzanın kendisine ait olmadığının belirtildiği olayda;
1-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüsten kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanığın sahte reçete üzerindeki tarihi düzelttirmek için müracaatı esnasında, reçete üzerindeki imzanın sahte olduğunun ilgili doktor tarafından fark edilmesi üzerine yakalanması karşısında; suça konu sahte reçete ve sağlık raporu ile ilgili olarak iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı yönünde bir araştırma yapmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Ceza Genel Kurulu’nun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda, suçta kullanılan reçete ve sağlık raporunun sanık tarafından aynı anda eczaneye verildiği dikkate alındığında zincirleme suçtan söz edilemeyeceği gözetilmeden TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.