YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66092
KARAR NO : 2013/10111
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın İzmir …. Oteli içinde kuyumcu dükkanı bulunduğu, sanığın katılanın olmadığı sırada kuyumcu dükkanına giderek çalışanlara kendisinin Alsancak Hastanesinde doktor olduğunu, iki adet pırlanta kolye almak istediğini söylediği ve iki adet kolye ucu beğendiği, bu kolyeleri kızına göstererek bir adedini alıp diğerini asistanı ile geri göndereceğini, cüzdanını ve kartlarını muayehanede unuttuğu için ödemeyi akşam meal order yoluyla yapacağını beyan ettiği, çalışanların bu şekilde satış yapamayacaklarını söyleyerek durumu telefon ile iş yeri sahibi katılana bildirdikleri, o tarihlerde doktor bir komşusunu iş yerine beklemekte olan katılanın, bahsi geçen kişinin beklediği şahıs olduğunu düşünerek çalışanlarına kolye uçlarını vermesini söylediği, bu şekilde kolye uçlarını alan sanığın iş yerinden ayrıldığı, meal order ile ödeme yapılmaması ve pırlanta kolyelerin geri gelmemesi üzerine yapılan araştırmada sanığın belirttiği hastanede doktor olarak çalışmadığının tespit edildiği, böylelikle sanığın hileli söz ve davranışlarla haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 30/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.