Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19650 E. 2013/18978 K. 03.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19650
KARAR NO : 2013/18978
KARAR TARİHİ : 03.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli … olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka,48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir.Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın …Ltd. Şirketinin yetkilisi olduğu, 22.02.2006 tarihinde …Halk Bankası … şubesine başvuran sanık …’ın kredi talebinde bulunduğu, bu doğrultuda şirket adına sözleşmeyi imzaladığı, alınan kredi karşılığı paranın bankadan tahsil edildiği, kendisinden kefalet dışında ayrıca teminat istemesi üzerine sanık …’ın gerçekte olmayan hayali 9 şahıs adına 11 adet çeşitli vadeler ve meblağlarda olan sahte senedi düzenleyerek müşteri senedi şeklinde bankaya sunduğu ve krediyi aldığının iddia edilen olayda gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından; suça konu senetlerin tahsis edilmesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak veya önceden açılmış, işlemekte olan krediden oluşan borçların tahsili ya da teminatı için verilip verilmediğinin tespitini yapmak için senetlerin düzenleme tarihi belirlenerek sanığın kredi borcunu ödememesi nedeniyle …19. Noterliğinin 07.12.2006 tarihli bankanın çektiği ihtarından sonra sanığın senetleri bankaya ibraz edip etmediğinin belirlenmesi, ayrıca senetlerin borçlusu olan şahısların araştırılarak bu şahısların gerçekte var olup olmadıkları tespit edilerek, adres ve kimlik bilgilerinin öğrenilmesi sonucunda usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla senetler ile ilgili hususlarında beyanlarının alınması, sanığın karşılaştırmaya esas teşkil edebilecek yazı, rakam, imza örneklerinin temin edilerek suça konu bonolardaki yazı, rakam ve imzalar konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması, suça konu bonolardan hangisinin, ne şekilde “sahte olduğunun” denetime olanak verecek tarzda ortaya konulması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.