Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19222 E. 2013/3482 K. 26.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19222
KARAR NO : 2013/3482
KARAR TARİHİ : 26.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın, şikayetçiyi telefonla arayarak Yenişehir pastanesinin üstünde olduğunu, kendisine çırağı ile 12 tane ekmek ve 100 TL para üstü göndermesini, ekmek ve para üstü gelince çırağa 100 TL yi vereceğini söylediği, şikayetçinin de çırağı ile birlikte 12 adet ekmeği ve 96.5 TL para üstünü sanığın belirttiği adrese gönderdiği, sanığın adreste çırağı karşıladığı, çıraktan 12 ekmeği ve 96.5 TL yi aldığı, fakat 100 TL yi vermemek için çırağa 10 ekmek daha getirmesini söylediği,10 ekmeği getirince parayı vereceğini söylediği anlaşıldığından, sanığın baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ederek hile ile mal ve paranın teslimini sağladığından eylemine uyan üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Sanığın tekerrüre esas önceki mahkumiyeti olmasına rağmen, hükmolunan cezanın 5237 Sayılı TCK.nun 58.maddesi uyarınca
mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir ancak;
TCK’nun 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bentlerin çıkarılarak yerine “sanığın, 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin 1.fıkrasının a,b,c,d,e bentlerinde belirtilen haklardan, mahkûm olduğu hapis cezasını infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise 1-c bendindeki haklardan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.