YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9453
KARAR NO : 2013/9147
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
Suça sürüklenen çocuk …’nin mala zarar verme suçundan mahkumiyetine dair Sakarya Çocuk Mahkemesi’nin 14/10/2010 tarihli ve 2010/170 E; 2010/373 sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2012 gün ve 2011/107809 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 26/02/2013 gün ve 2012/21338 Esas 2013/3461 sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 26/02/2013 gün ve 2012/21338 Esas 2013/3461 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun … Köyü İlköğretim okulunun camını taş atarak kırdığı ve okul bahçesindeki tuvalet kapısını tekmeleyerek zarar verdiği şeklindeki olayda mala zarar verme suçuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Suç tarihi itibariyle 15 yaşını bitirmeyen suça sürüklenen çocuk … hakkında; 5237 sayılı TCK.nun 31/2. maddesinin uygulanması gerekirken, 5237 sayılı TCK 31/3 maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 2. ve 4. fıkralarının tamamen çıkartılarak, 2. fıkrasının yerine “2- Eylem tarihinde çocuğun 12-15 yaş grubunda olduğu anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nun 31/2.maddesi gereğince cezasının 1/2 oranında indirilerek 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,”; 4. fıkrasının yerine “4-Çocuğa bu suçtan verilen özgürlüğü bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi gereğince; zorunlu olarak anılan maddede yazılı hapis yerine ikame edilecek seçenek yaptırımlarına çevrilmesi gerektiğinden, 5237 sayılı TCK’nın 52/2-3. maddesi aracılığıyla 50/1-a.maddesi gereğince; ekonomik ve şahsı halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı takdiren 20 TL olmak üzere adli para cezasına çevrilerek 3.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.