YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66553
KARAR NO : 2013/10091
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 23.08.2006 tarihinde telefonla … ili … ilçesi … köyü muhtarı olan tanık …. arayarak kendisini … olarak tanıttıktan sonra İçişleri Bakanlığında görevli olduğunu, SIRAT projesi isimli bir projeden bahsederek bilgi istediği, tanık muhtarın ne söylediğini tam olarak anlayamadığını iletmesi üzerine telefon numarası verip kendisini saat 18.00’da aramasını söylediği, muhtar …’ın sanığın verdiği telefonu aradığında sanığın tekrar ” SIRAT projesi ile ilgili dilekçe verdiniz mi ?” diye sorması üzerine muhtar …’ın bu şekilde bir projelerinin olmadığını söylediği, bunun üzerine sanığın köyün ne gibi sıkıntıları olduğunu sorduğu, muhtarın da köyün içme suyu ve kanalizasyon sorunlarından bahsettiği, sanığın ilgileneceğinden bahisle tekrar arayacağını söyleyerek telefonu kapattığı, 26.09.2006 günü sanığın muhtar …’ı tekrar arayarak kendisinden iki isim istediği, iş bulacağını, vereceği iki ismin en az ortaokul mezunu ve 36 yaşını doldurmamış olup o gün itibarıyla iş ve işçi bulma kurumuna başvurmaları gerektiğini söylediği, muhtarın da ”tamam” dedikten sonra akrabaları olan katılanlar … ve …’ın isimlerini verdiği, sanığın isimleri verilen şahısların 8 adet vesikalık fotoğraf, terhis belgesi, sabıka kaydı, noter tasdikli diploma, ikametgah belgesinden müteşekkil evrakı en geç 27.09.2006 günü mesai bitimine kadar Başbakanlık Personel Daire Başkanlığı 128/4 Kızılay Ankara adresine göndermelerini istediği, muhtar …’ın katılanlardan bu belgeleri hazırlamalarını istediği, katılanların bu belgeleri hazırlayarak sanığın bildirdiği şekilde Ankara’ya gönderdikleri ve sanığı arayarak evrakları gönderdiklerini söyledikleri , kısa bir süre sonra sanığın tekrar muhtar …’ı arayarak bir banka hesap numarası verdiği ve katılanların bu numaraya ayrı ayrı 64.20 TL. para yatırmalarını, parayı yatırdıktan sonra dekont üzerinde bulunan referans numarasını kendisine bildirmelerini istediği, katılanların parayı yatırdığı, muhtar …’ın da dekontların referans numarasını sanığa bildirdiği, bu şekilde söz ve yönlendirmeleriyle katılanlarda itimat uyandırdıktan sonra muhtar …’a ”hayırlı olsun” diyerek en yakın zamanda işe başlayacaklarını söylediği, daha sonra 29.09.2006 tarihinde tekrar telefon açıp muhtar …’dan katılanların kendisini aramalarını istediği, katılanların telefonla sanığı aradıkları, sanığın katılanlardan işlemlerini takip etmek üzere…. adına bir vekaletname çıkarmalarını, vekaletnameyi Başbakanlık Planlama Koordinasyon Daire Başkanlığı 121/4 Bakanlıklar Ankara adresine göndermelerini istediği, katılanların vekaletname de çıkartıp gönderdiklerini bildirmeleri üzerine sanığın kendilerini tekrar arayacağını söylediği ve 20-25 dakika kadar sonra arayarak verdiği banka numarasına 108 Euro karşılığı TL yatırmaları gerektiğini söylediği, katılanların da sanığın bildirdiği banka hesabına 440 TL yatırıp dekontunu aldıkları, ancak sanıkla yaptıkları bütün konuşmalarda sanığın kendisini … ismiyle tanıtmasına rağmen hem daha önce gönderdikleri 64. 20 TL’ye ait dekontlarda, hem de son gönderdikleri 440 TL’ye ait dekontlarda paranın … adına Akbank …. şubesindeki hesaba gitmiş olduğunu ayrıca daha önce Ankara’ya gönderdikleri evrakların da gitmediğini , sanıkla irtibat kurdukları telefonun da kapalı olduğunu görünce olaydan şüphelendiklerinin anlaşıldığı olayda sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, katılan … tarafından değişik zamanlarda olmak süre sanığa birden fazla kez para gönderildiğinin anlaşılması karşısında katılan …’ye yönelik eylemi nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 43 maddesi uyarınca cezasından artırım yapılması gerektiği gözetilmeyerek sanığa eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan , sanığın katılan …’e karşı gerçekleşen eylemi nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından sırasıyla “30 gün”, “’25 gün” ve “500 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, yine sanığın katılan …’a karşı gerçekleşen eylemi nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından sırasıyla “18 gün”, “15 gün” ve “300 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.