Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6700 E. 2013/16723 K. 05.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6700
KARAR NO : 2013/16723
KARAR TARİHİ : 05.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Ankara Büyükşehir Başkanlığında istasyon görevlisi olan sanık … ve aynı yerde bilişim bürosunda çalışan diğer sanık …’nin, görevli olmadıkları halde, bir kısım yolculardan topladıkları arızalı metro bilet kartlarını kart değişim bürosunda önceki değerinden üretmek suretiyle sattıkları, yine bazı kamu kurumu çalışanlarına verilen kartları düşük bedellerle satın alıp görevli oldukları gişelerde satışa sunmak suretiyle katılan kurumu zarar uğrattıkları iddia edilen olayda,
Katılan kurumda belirtilen işlerin yapılmasına ilişkin çalışanlar arasında görev dağılımı yapılmadığı ve zararın tesbit edilmediği, bu nedenle suçun oluşmayacağını belirten 17.11.2009 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş ise de; olaya ve dosyaya daha uygun düşen 07.04.2008 tarihli bilirkişi kurulu raporuna neden itibar edilmediğinin tartışılmadığı, sanıkların katılan kurumda çalıştıkları, suça konu eylemin özelliği itibariyle iş bölümünden kaynaklanan görevle ilgisinin bulunmadığı, ayrıca Ankara 7. Ticaret Mahkemesinin 2006/706 Esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ve dosya içeriğinden zararın miktarının da belirtildiği dikkate alınarak, sanıkların mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.